Her şeyi yeniden düşünmek

Her şeyi yeniden düşünmemiz gerek. Mesela “yeniden iman” etmeliyiz. “Atalarımızın dini”nden “Allah’ın dini”ne dönmeliyiz. Önce iman, sonra karşılığını muamelelerimizde...

Her şeyi yeniden düşünmemiz gerek. Mesela “yeniden iman” etmeliyiz. “Atalarımızın dini”nden “Allah’ın dini”ne dönmeliyiz. Önce iman, sonra karşılığını muamelelerimizde gördüğümüz bir ibadet, dünyevi taleplerimizi dile getirdiğimiz değil, kulluğumuzu hatırlayıp, ilahi rızaya ulaşmak için dua!

Dua ile belasını istiyor bazı insanlar. “İnsanlardan öyleleri vardır ki, ‘Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada ver’ diye dua ederler. Böyle bir kimsenin âhiretten hiç nasibi yoktur. İnsanlardan öyleleri de vardır ki, ‘Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, öteki dünyada da iyilik ver; bizi cehennem azabından koru’ derler.” Kendi halimize bakalım, dininiz ve dualarınız dünya nimetlerine ulaşmak için mi bir basamak, yoksa dünya nimetlerini, imkanlarınızı ayaklarınızın altına alıp üzerinden ahiret nimetlerine ulaşmak için basamak olarak kullandığınız bir merdiven mi?

Kabine değişmiş ya da değişmemiş, ekonomi düzelmiş ya da düzelmemiş, “Fırat’ın doğusu” gitmiş ya da kalmış, dünya yıkılsa umurumda değil. Umurumda olan kötülüklerin önlenmesi için, emri bil maruf ve nehyi anil münker uğrunda mallarım, canlarım ve sevdiklerimle, kalbim, dilim, kalemim, elimle, bedenimle Allah yolunda Hak namına görevimi yapıp yapmadığımdır. Yoksa arkama bile bakmam! Allah bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle kimi zaman eksilterek kimi zaman artırarak imtihan ediyor. Kıyamete kadar böyle olacak. Dünya işlerinde, “bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir”. Ne Hızır kıssasından, ne Talut-Calud’dan, ne Hz. Musa, ne Salih peygamber, ne Hz. Lut ve Nuh ailesinden, ne Hz. İbrahim ailesinden, İmran ailesinin başına gelenlerden,  (Onlara selam olsun) ne Peygamberimizin yaşadığı dönemde olanlardan ve 4 halife döneminden ders alıyoruz.

İmam-ı Azam’ı kim niçin öldürdü. Ya da Hz. Osman, Ömer, Ali RA’ların başlarına gelenleri hatırlayalım. Taife giden Peygamberin örnekliği nerede kaldı. Hani Taife giden Peygamber gibi olacaktık. Bu öfke, bu kibir ve bu “ben’lik! Neyle mağrur olursanız ve neyi ihtirasla isterseniz Allah sizi o şeyle imtihan eder. Siyasilere söylüyorum. Bürokratlara söylüyorum. İşadamlarına söylüyorum. Kalem ehline, ilim, hikmet ve sanat erbabına söylüyorum, askerine, polisine, istihbaratçısına, trolüne, STK’cısına söylüyorum: Fe eyne tezhebu.. Bu gidiş nereye! Durun kalabalıklar bu sokak çıkmaz sokak. Yahu hani istişare ve şûra bize farz kılınmadı mı? Hatta savaş hattında, cephede, komutanlık eden kişi bir Peygamber. O soruyor ve gençler cevap veriyorlar. Peygamber bir şey söylüyor, gençler soruyor: Vahiy mi geldi, sizin fikriniz mi! Benim fikrim diyince, o zaman bizim fikrimiz de bu diye, aksi yönde görüş beyan ediyorlar. “Öl de ölelim, vur de vuralım” demiyorlar. Peygamber fikrinden vazgeçiyor, gençlerin dediği oluyor fakat sonuç bozgun. Gençler gelip özür diliyor: “Ey Resul Allah’a yemin olsun ki, bundan sonra sen bir şey söylersen, biz ağzımızı bile açmayacağız”. Ayet geliyor. Hayır Peygamber soracak, siz söyleyeceksiniz. Siz doğru yaptınız yine böyle yapacaksınız, ben bu işin böyle olmasını istedim anlamında haber geliyor. Bu olay cephede, askerle ve komutan arasında geçen bir olay, bir ayetin esbabı nüzulü. İşin aslını tefsirlerden okuyun, siyerde okuyun.

Bize ne oldu da, iman ettik dediğimiz şeyi unutuverdik..

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Tarih bazan bizi utandırmalı 22 Eylül 2019 | 38 Okunma İşten işçi çıkaralım (mı)!? 21 Eylül 2019 | 6.745 Okunma İsrail seçimleri 20 Eylül 2019 | 4.128 Okunma Siyasi gündem 19 Eylül 2019 | 11.645 Okunma Dünyanın nabzı.. 18 Eylül 2019 | 5.327 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar