Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler

Pazar günkü yazımda iki filmden ve Philosophy Now’daki bir makaleden hareketle yapay zekanın doğurabileceği etik sorunları tartışmaya, bu sorunları düşünmenin “lüks” olmadığını vurgulamaya...

Pazar günkü yazımda iki filmden ve Philosophy Now’daki bir makaleden hareketle yapay zekanın doğurabileceği etik sorunları tartışmaya, bu sorunları düşünmenin “lüks” olmadığını vurgulamaya çalışmıştım. O yazının ana konusu yapay zekaya sahip robotların bizler gibi duyguya, acı hissine sahip olmaları halinde ne gibi haklardan yararlanmaları gerektiği üstüneydi. Bilinçli bir makinayı sadece makine olarak mı görecektik. Yoksa bizlerin -teorik de olsa- yararlandığı haklardan yararlanmalarına müsaade mi edecektik. Bu yazı ise hak arayışının ve anlayışının ötesinde. Çünkü duygusuz, duyarsız ama akıllı robotlar hakkında. Artık hayatımızın her alanına giren yapay zekalı yaratıklar giderek artan bir şekilde bizi kontrolleri altına alıyor. Gittiğimiz yerlerde gözlemleniyoruz, yüzümüz taranıyor ve tanımlanıyor. Telefonumuzdaki navigasyon uygulaması sabahları işyerimize, akşamları evimize kaç dakikada ulaşacağımızı bize sormadan söylüyor. Yakında yollarımızda şoförsüz arabalar göreceğiz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kamu diplomasisi ihtiyacı 12 Ekim 2019 | 6 Okunma Başarıyı pekiştirmek için… 09 Ekim 2019 | 22 Okunma Zehirci Başı 05 Ekim 2019 | 9 Okunma Çin Halk Cumhuriyeti 70 yaşında 01 Ekim 2019 | 8 Okunma Biz ne yapabiliriz? 25 Eylül 2019 | 162 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar