Duygusuz, duyarsız ama akıllı sistemler

Pazar günkü yazımda iki filmden ve Philosophy Now’daki bir makaleden hareketle yapay zekanın doğurabileceği etik sorunları tartışmaya, bu sorunları düşünmenin “lüks” olmadığını vurgulamaya...

Pazar günkü yazımda iki filmden ve Philosophy Now’daki bir makaleden hareketle yapay zekanın doğurabileceği etik sorunları tartışmaya, bu sorunları düşünmenin “lüks” olmadığını vurgulamaya çalışmıştım. O yazının ana konusu yapay zekaya sahip robotların bizler gibi duyguya, acı hissine sahip olmaları halinde ne gibi haklardan yararlanmaları gerektiği üstüneydi. Bilinçli bir makinayı sadece makine olarak mı görecektik. Yoksa bizlerin -teorik de olsa- yararlandığı haklardan yararlanmalarına müsaade mi edecektik. Bu yazı ise hak arayışının ve anlayışının ötesinde. Çünkü duygusuz, duyarsız ama akıllı robotlar hakkında. Artık hayatımızın her alanına giren yapay zekalı yaratıklar giderek artan bir şekilde bizi kontrolleri altına alıyor. Gittiğimiz yerlerde gözlemleniyoruz, yüzümüz taranıyor ve tanımlanıyor. Telefonumuzdaki navigasyon uygulaması sabahları işyerimize, akşamları evimize kaç dakikada ulaşacağımızı bize sormadan söylüyor. Yakında yollarımızda şoförsüz arabalar göreceğiz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kıbrıs sorununu yeniden düşünmek… 17 Temmuz 2019 | 29 Okunma Caydırıcılık eşiği aşılınca… 13 Temmuz 2019 | 14 Okunma Dünyanın umurunda mı? 09 Temmuz 2019 | 15 Okunma İlke olarak serbest, kural olarak yasak 06 Temmuz 2019 | 10 Okunma Bir S-200 kazası daha… 02 Temmuz 2019 | 12 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar