Sevr öldü mü?

Sevr, I. Dünya Savaşı sonrasında başlıca Müttefik Devletlerin kendi aralarında hazırladığı ve Osmanlı tarafından kabul edilen 10 Ağustos 1920 tarihli antlaşmadır. 19 Ağustos 1920'de toplanan Türkiye...

Sevr, I. Dünya Savaşı sonrasında başlıca Müttefik Devletlerin kendi aralarında hazırladığı ve Osmanlı tarafından kabul edilen 10 Ağustos 1920 tarihli antlaşmadır. 19 Ağustos 1920'de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sevr Antlaşması'nı tanımadığını, bu antlaşmayı kabul ve imza edenleri vatan haini saydığını, işgalleri tecavüz olarak göreceğini ve silahla karşılayacağını ilan etmiştir. Lozan ise, Anadolu'yu da işgal eden İtilâf Devletlerine karşı Mustafa Kemal Paşanın liderliğinde yürütülen Millî Mücadeleyi Türklerin kazanması üzerine 24 Temmuz 1923'te Lozan Konferansı sonrasında, imzalanan antlaşmadır. Bu hatırlatmadan sonra konuya dönerek acı da olsa bazı gerçekleri ifade etmek ve uyarıda bulunmak zorundayız.

Demek ki Sevr'den 100, Lozan'dan 93 yıl geçmiş. Türk Milleti Lozan'ı (Türk'ün düşmanları, Yunan yanlıları ve emperyalistlerin işbirlikçileri hariç) Egemenliğinin ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası tapusu ve Sevr'i çöpe atan Antlaşma olarak kabul etmiştir, hep böyle kullanmıştır. Lozan Antlaşması, istisnalar hariç her Türk için iftihar vesilesi sayılmıştır. Bu tespitleri genel bir doğru olarak kabul edebiliriz. Ama gerçekler böyle mi denilirse, "evet" demek biraz zor. Zira son zamanlarda Sevr adı kullanılmasa da, bire bir şartlarının uygulandığına ve Lozan'a üstü örtülü veya cepheden saldırıldığına, maalesef şahit oluyoruz. Sevr uygulamalarına bakalım.

Örnek 1:

Md.36 ve 72: "Türkiye… soy, din ve dil azınlıklarının haklarına dürüst, bir biçimde saygı göstermekte kusur ederse… Soy, dil ve din azınlıklarını da içeren ve halkın bütün kesimlerinin oransal temsilini sağlayacak nitelikte bir seçim sistemiyle, yerel bir Parlamento kurulacaktır." gibi diğer birçok maddede ülkeyi üç azınlığa bölmekte ve onlara hukuk dışı haklar istemektedir. Halbuki Lozan'da bunlardan sadece dini (Müslüman olmayanlar) azınlık kabul edilmiştir Buna rağmen AB, ilerleme raporlarıyla dil ve soy azınlığı dayatılmaktadır. Bu yönde de terörü de ümitlendiren  birçok yasal adımlar atılmıştır. Bazı yönetimler, aydınlar, siyasetçiler ve partiler (HDP gibi) açıktan bu Sevr şartlarını savunmaktadırlar. 

Örnek 2:

Md. 62: "Fırat'ın doğusunda, ileride saptanacak Ermenistan'ın güney sınırının güneyinde… Suriye ve Irak ile Türkiye sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgelerin yerel özerkliği istenmektedir.  Sevr'in bu şartı 2013 "Çözüm sürecinde" denendi olmadı, bu amaçla başlatılan bölücü terör devam etmektedir.  Irak'ın Kuzeyinde gerçekleşti. Suriye'de mücadele devam ediyor.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İYİ Parti'ye karne 26 Eylül 2020 | 1.084 Okunma "Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz" 19 Eylül 2020 | 334 Okunma Sevr öldü mü? 12 Eylül 2020 | 1.852 Okunma AB adaylığımız sanal, Rumların üyeliği gerçek miydi? 29 Ağustos 2020 | 2.098 Okunma "MHP: Nereden Nereye?" 22 Ağustos 2020 | 2.188 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar