Macerası bol bir Cuma günü

Her Cuma kızımla bir arkadaşını okullarından alıp resim eğitimi aldıkları BİLSEM’e götürüyorum. Bu Cuma da öyle yaptım. Ofisimden saat 15.00 gibi çıktım, Mısırlı kâri...

Her Cuma kızımla bir arkadaşını okullarından alıp resim eğitimi aldıkları BİLSEM’e götürüyorum. Bu Cuma da öyle yaptım. Ofisimden saat 15.00 gibi çıktım, Mısırlı kâri Minşavi’nin Taha Suresi tilavetini açtım ve Libadiye’den Kısıklı’ya çıkan ana yola vasıl oldum.

Yol kalabalıktı ama olsundu. Hem vaktim vardı, hem de Minşavi o kadar temiz okuyordu ki Kur’an’ı, yol uzasa da fark etmezdi.

Bilenler için söylüyorum, Fırın Durağı denilen mevkide ben orta şeritte seyrederken solda minik bir karartı fark ettim. Bir araba o karartının üzerinden geçti, diğer araba da karartıya yaklaşırken o karartı hareket etti benim arabama doğru. O anda anladım karartının minnacık bir kedi yavrusu olduğunu. Zınk diye durdum tabii. Dörtlüleri yakıp indim aşağıya.

“Şurada mıydı, burada mıydı” diye bakınırken bir hanımefendi de arabasını durdurup koştu. Yattım arabanın altına. I-ıh. Yok. “Kaçtı mı acaba?” diye düşündüm ama çıkmadı da sıpa bir yerden. Anladık ki motorda bizimki. Kaputu açtım. Motorun altında, tekerin yanında mavi gözleriyle öylece bize bakıyor. Bize bakıyor iyi de, o oradan nasıl çıkacak? Bagajda badminton raketi vardı. Gittim onu aldım. Hadi bakalım panikleyip kaçmasın diye hanımefendi ile yanındaki beyefendi baraj kurdular. I-ıh. İnmiyor sıpa sığındığı yerden. Beyefendi kendi arabalarından bir deniz sosisi getirdi. Bu sefer de sosis boşluktan girmedi. Benim aklıma bagajdaki çekme halatı geldi. Onu saldım. Öyle böyle derken yakaladık minik yaramazı. “Biz bakarız ona ofiste” diyerek aldım arabama… Bana yardım eden hanımefendi ve beyefendi büyük bir mutluluk yaşadılar. Ben de öyle tabii. “Siyasi görüşlerimizi sormadan” yolumuza devam ettik.

Kızları BİLSEM’e bırakıp geldiğimde ofiste bir “olanları duydun mu abi?” heyecanıyla karşılandım. İki kadın çalışanımız yakın bir yere gitmek için ofisimizin olduğu siteden arabayla çıkacaklarken bir başka arabayla “kafa kafaya” gelmişler. Anlaşılan her zamanki “siteden çıkışta yaşanan standart sorun”a düçar olmuşlar. Bizimkiler haksız ama yine de arabayı süren 18-20 yaşlarındaki genç azıcık geri geri gitse bizim arkadaşlarımız çıkacak. Eh, durumu izah etmişler. Diğer arabadaki genç, sanırım biraz da yanında oturan kız arkadaşına hava atmak için, arabadan inip bir sigara yakmış ve “ben burada bekleyeceğim ve siz geri geri gideceksiniz” demiş. Yapacak bir şey var mı? Yok. Bizim çalışanımız takmış geri vitese, gitmeye hazırlanmış. Tam o esnada genç sürücü “İmamoğlu kazandı diye mi böylesiniz siz, pislikler” deyince şalter kapanmış tabii.

Sonrası aksiyon filmi… Genç, iki çalışanımıza bin türlü hakarete devam ederken, hatta şiddet uygulamakla tehdit ederken ve buna hazırlanırken bizim ofis insanları durumdan haberdar olup dökülmüşler aşağıya. Eh, karşında iki kadın görmeye benzemez dört tane saçlı sakallı adam görmek. Arkadaşlarımız “özür diletmek” dışında bir şey yapmamışlar tabii ama delikanlının korkudan öldüğünü de tahmin edebiliyorum.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Gelir adaletsizliğinin en yakıcı sorunu: Sağlıklı besine erişim 21 Mayıs 2019 | 209 Okunma Zekâtı mutlaka bizim cemaate verelim 19 Mayıs 2019 | 963 Okunma Zanaatkâr sınıfı eleştirisi: Elçin Sangu ile Hüsnü Arkan nasıl aynı kişi oldu? 18 Mayıs 2019 | 255 Okunma Bir sınıf okuması önerisi: Taşrada yerleşik dindar aileler 14 Mayıs 2019 | 871 Okunma Ona göre 12 Mayıs 2019 | 256 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar