Yükselmenin yasaları

Mümin sebepleri de bir yaratanın olduğuna, müsebbibu’l-esbab’ın bulunduğuna inanır. Tıpkı kaderin üstünde bir kader vardır dendiği gibi. Her hangi bir oluşun son merhalede mutlaka bir sebebi vardır. O...

Mümin sebepleri de bir yaratanın olduğuna, müsebbibu’l-esbab’ın bulunduğuna inanır. Tıpkı kaderin üstünde bir kader vardır dendiği gibi. Her hangi bir oluşun son merhalede mutlaka bir sebebi vardır. O oluşun gerçekleşmesini isteyen, işte o sebebe sarılmalıdır, ancak onun bütün hal ve harekâtının, ahlak ve davranışlarının oluşturacağı bir toplam sebep de olduğu gibi, toplumları ilgilendiren konularda bütün fertlerin bu toplam sebeplerinin hepsinin birden oluşturacağı bir en üst sebep de vardır ki, o da Allah’ın irade ve meşietinin sebebidir. Demiştik ki, biz olaylara en son sebepleriyle baktığımız için üst sebepleri fark edemeyebiliriz. Size toplumların ve özellikle de İslam ümmetinin yükselişi ve alçalışı ile ilgili olarak Allah’ın kitabından ve onun beyanı olan Sünnetten öğrendiğimiz bu üst sebeplerle ya da Allah’ın yarattığı şaşmaz toplum yasalarıyla ilgili bazı kurallardan söz etmek istiyorum. Bunların bilimsel ispatı olmayabilir, bu bir iman meselesidir, Allah öyle diyorsa mümin öyle inanır. İkinci olarak da tarihi böyle bir süzgeçten geçirdiğimizde bunun doğruluğuna kanaat getirebiliriz.

Önce İmam Malik’in şu çok anlamlı sözünü hatırlatalım: ‘Bu ümmetin ilki ne ile salah bulmuşsa, sonu da ancak onunla salah bulabilir’. Yani iflah olmak, aşağılanmaktan kurtulmak, onur ve izzet kazanmak için yeni formüller aramaya gerek yok. Sadece ilk sebepleri iyi kavramamız ve zamanımız için ne yapmamız gerekiyorsa onları eksiksiz yapmamız yeterli. Biz herhangi bir oluşumun bağlandığı son sebebi devreye sokarsak sebepler üstü sebepler kendiliğinden oluşmuş olur.

Bu toplum yasalarına geçmeden önce şunu da söyleyelim; insan iradesinin oluşturduğu sebepler toplamının, tabir hoş değil ama Allah’ın fiili olarak yansıması da Sünnetullahtır. Sünnetullaha Allah’ın şaşmaz yasaları diyebiliriz. ‘Sünnetullah’ta değişme olmaz’, ama yapıp ettiklerinizle onun oluşmasının sebebi olabilirsiniz. Burada da tıpkı kader konusunda olduğu gibi bir zaman aşılması, önü sonu belli olmayan bir döngü söz konusudur. Allah murad etmişse biz sebeplere sarılırız, biz sebeplere sarılacağımız için Allah murad etmiş. Hangisi önce? İşte işin sırrı burada. Sizin iradeniz var, ama yine de O dilemeden siz dileyemezsiniz. Bu da aynen öyle.

Gelelim bu umumi yasalara

İnsan için kendi çabasından başkası yoktur’ (en-Necm 39). Demek ki, Allah’ın dilemesi ve sebepleri yaratması bizim sa’yimize göredir ve yükselenler için kura çekilmez.

‘Hûd (sa), kavmine dedi ki, rabbinizden mağfiret isteyin, sonra da O’na dönün ki, sema kapılarını size şarıl şarıl açsın, gücünüze güç katsın. Bu günahkâr halinizle dönüp gitmeyin’ (Hûd 52). Bereketin, rızkın, güçlü olmanın manevi sebeplerinden birisi bu. İnsanın hatalarını görüp Allah’tan bağışlanma dilemesi ve sonra O’nun yoluna girmesi. Demek ki, bir dönemde hata yapmış olsak bile bunun telafisi mümkün.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İlmin ve alimin değerli olmasının sebepleri 24 Ocak 2021 | 95 Okunma Âlim dini bilen midir dünyayı bilen mi? 22 Ocak 2021 | 140 Okunma Neden Kuranıkerim bilimden değil de bilgiden söz eder? 17 Ocak 2021 | 610 Okunma Küresel bir İslam yönetim örneği, Zülkarneyn 15 Ocak 2021 | 681 Okunma O halde meseleyi nasıl doğru anlayabiliriz? 10 Ocak 2021 | 181 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar