ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Seçimi nasıl alabilirler?

Arslan Tekin
Arslan Tekin Yeniçağ Gazetesi
18 Haziran 2018 | 1.3 K

Son viraja girdik. Önümüzdeki pazar cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yapılacak. Türkiye'de yeni bir dönem açılacak. İktidar tarafı yeni rejime "Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi" dese de, bunun "Başkanlık Sistemi" olduğunu biliyor. Zaman zaman dillendiriyor da. Muhalifler nazarında "Tek Adam Rejimi".

"Cumhurbaşkanı" insanın alıştığı bir tamlama; munis geliyor. Sanki eski parlamenter sistemin sağını solunu biraz törpülemişler, hızlı karar mekanizması kuruyorlar! Ama öyle değil. Kabul edelim... Tipik bir Orta Doğu rejimine kayıyoruz. Bakın başka İslâm ülkelerine... Pek farkını göremezsiniz.

Erken seçim kararı alındığında yazdım... Benim ölçüm 16 Nisan 2017 Referandumu.

Referandumda, "başkanlık" isteyenler nasıl da canhıraş çalıştılar... Dağa taşa "evet" kazınmıştı. Ekranlarda sadece ve sadece onlar vardı. Yüzde 60 beklerlerken, ancak yüzde 51 "evet" çıkarttılar. ("Çıktı" demedim; "çıkarttılar" dedim. Son anda mühürsüz oylara bel bağlanması, bu mühürsüz oyların Ak Parti'nin adamlarının YSK'da kabulünde ısrarı, aslında bir yenilgiye işaret etmediğini kimse söylemez.)

Ak Parti yönetiminin (Yani Saray'ın), 16 Nisan 2017'den bu vakte kadar kendilerini kazandıracak ne gibi faaliyette bulunduğuna kafa yorması gerekir. "Üst akıl"ı, "dış güçler"i bir tarafa bırakın; bunları konuşmanın bir anlamı yok; halk cebine ne girdiğini ve cebinden ne çıktığını düşünür. "Üst akıl" da deseler, "dış güçler" de deseler tedbir alması gereken iktidar değil mi? Suçu "üst"e, "dış"a yüklemek kendileri için bir hatadır.

16 Nisan Hayırcıları, bu seçimler kadar dinamik bir görüntü de sergilememişlerdi. Şimdi ekranlara şöyle veya böyle çıkıyorlar, mitinglerine halk rağbet ediyor. En önemlisi, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun performansı... Ak Parti saflarındaki "Millî Görüş" çizgisinden gelenleri öfkelendiren bir performans.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER