Üzgünüm ama ben haklı çıktım!

Bu köşeyi takip edenler çok iyi bilir. 2011 yılında yine bir sebeple avukatlık mesleğini icra edenlerin adliye girişlerinde üstünün aranmaması ile ilgili bir durum yaşanmıştı ve ben de "Ne demek avukatın...

Bu köşeyi takip edenler çok iyi bilir. 2011 yılında yine bir sebeple avukatlık mesleğini icra edenlerin adliye girişlerinde üstünün aranmaması ile ilgili bir durum yaşanmıştı ve ben de "Ne demek avukatın üstü aranamaz?" başlığı ile bir yazı kaleme alarak bu meseleyi sorgulamıştım. Başta Barolar Birliği olmak üzere avukatlar bu yazı üzerine beni yaylım ateşine tutmuş ve çok sert tepkilerle karşı karşıya kalmıştım. Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın katledilişinin ardından birkez daha gündeme gelen bu konuyu ele aldığım 3 yıl önceki yazıyı bir kez daha dikkatlere sunmak istiyorum. Ama ondan önce de bir noktanın altını özenle çizmek istiyorum: Bu sorgulamada amacım zinhar avukatları incitmek ya da onları küçük düşürmek filan değil. Bence yargı camiasının en önemli sıfatını hak eden meslek grubu avukatlardır. Çünkü bir yargılamada kutsal ve mühim olan kısım savunma hakkıdır! Bu hakkın yerine getirilmesi için canla başla çalışan bütün avukatların önünde saygıyla eğiliyorum ancak "imtiyazlı" olma konusundaki ısrarlarından da artık vazgeçmelerini rica ediyorum...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kavala ile ilgili süreç en çok kimi sevindirdi biliyor musunuz? 21 Şubat 2020 | 1.406 Okunma Affedin beni çünkü şu an çöp kutusundayım! 19 Şubat 2020 | 1.436 Okunma Yeni bir "darbe" hazırlığı mı var? 18 Şubat 2020 | 3.822 Okunma Bana İslamiyet'i böyle anlatan imamlarla gelin! 14 Şubat 2020 | 11.965 Okunma FETÖ'nün siyasi ayağı nerede biliyor musunuz? 13 Şubat 2020 | 9.277 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar