Bu kadar nefreti nerede biriktirdiniz?...

Karar Gazetesi Şenol Kaluç’un bugünkü (26.01.2022)’’ Bu kadar nefreti nerede biriktirdiniz?...‘’ başlıklı yazısı.

Kırmızı Oda dizisi jenerikteki şu sözlerle başlıyor: “Dünyanın hiçbir ülkesi sadece yasalarla, verilen ağır cezalarla şiddeti önleyemedi. Çünkü şiddet çocuklukta öğrenilen ve zamanla alışkanlık haline gelen kötü bir davranış biçimidir. Hayatının bir döneminde fiziksel ya da psikolojik şiddet gören ya da şiddete tanıklık eden çoğu insan daha sonra bu şiddeti başkalarına da uygular ya da ona şiddet gösterecek insanları alır hayatına. Psikolojik şiddet kişinin en yakınları tarafından aşağılanması, hor görülmesi, değersizleştirilmesi, daha da önemlisi sevilmemesidir. Şiddet gösteren insanlar mutsuz, güvensiz ve kırılgandır. Onları hiç sevmeyen, bir türlü onaylamayan bu dünyaya öfkelidirler. En yakınlarının açtığı yaraların bedelini başkalarına ödetirler. Çocukken aldığımız yaraların sonraki hayatımızda bizi nerelere götürdüğünü izlerken, biraz hüzünlensek de hep birlikte şiddete “DUR” diyelim…”

Bazen merak ediyorum millet olarak çocukluğumuzda neler yaşadık ki birbirimize karşı bu denli öfke ve nefret doluyuz. Hemen hiçbir konuda inisiyatif al(a)mamış ve her dönem gücün yanında yer almış sağdan soldan (güya kanaat önderi olmaları lazım) birçok ünlü isim de bu psikolojiden uzak değil.

Varsa yoksa kendi mahallelerimizin acıları, çıkarları çerçevesinde birleşiyor ya da ayrışıyoruz. “Gelin hep birlikte bu acılara son verelim, hep birlikte güzel yarınlar inşa edelim” desek kimse oralı değil. Hemen her olumsuzlukta sanki failler içimizde değil de sadece dışımızda gibi davranıyoruz.

Yazmaktan bıkmayacağım konulardan biri olacak 28 Şubat ikiyüzlülüğü… O dönemin muktedirlerinin peşine kuyruk olmuş muhafazakâr-milliyetçi insan müsveddeleri 28 Şubattan hesap sorduğunu iddia edenlerce ne hikmetse hep korundu, kollandı ve önemli mevkilere getirildi. Onlar da bu ayıplarından hiç nedamet getirmediler… Başörtülü bacılarımız okullara alınmadı diye feryat edenlerin ezici çoğunluğu şimdi kadınlarımızı asli(!) görevlerine -kocalarına eşlik, ev işi ve çocuk yapmaya- çağırıyor, şaşırdık mı? Sanmam.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Napolyon’un yerine biri mi lazım? 25 Mayıs 2022 | 7 Okunma Dünün ötekileri ‘av partisi’nde 18 Mayıs 2022 | 95 Okunma Sıla-i rahimden de mi olacağız? 11 Mayıs 2022 | 126 Okunma Spor yasası çıktı! Bir şey değişecek mi? 04 Mayıs 2022 | 45 Okunma Meclis’te değil de yeraltında mı konuşulacak!.. 27 Nisan 2022 | 94 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar