Kıbrıs'ta son oyun

Oyunun özeti şöyle: EOKA'cı bir Rum'un Kozanköy'e yerleşme girişimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde gerilimin ve siyasi tartışmaların şiddetlenmesine yol açıtı. Olay, KKTC Taşınmaz Mal Tazmin...

Oyunun özeti şöyle: EOKA'cı bir Rum'un Kozanköy'e yerleşme girişimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde gerilimin ve siyasi tartışmaların şiddetlenmesine yol açıtı. Olay, KKTC Taşınmaz Mal Tazmin Komisyonu'nun, EOKA'cı Nikolas Skuridis'in taşınmaz malını iade kararı üzerine gelişti. Rum planının bir parçası olarak görülen bu girişimin çorap söküğü gibi devam edeceği, KKTC'nin işgaliyle iki halkın tekrar iç içe yaşayacağı 1974 öncesine dönüleceği, böylece 1964-1974'te yaşanan korkunç katliamların başlayabileceği üzerinde durulmaktadır. Sonuçta, 1974 Barış Harekatının akabinde Denktaş ve Makarios görüşmelerinde belirlenen ve günümüze kadar devam eden çözümün temel ilkeleri iki bölgeli ve iki egemen eşitliğe dayalı anlaşma ortadan kalkmış olacaktır. Rum-Yunan ikilisinin amacı da budur. Kıbrıs TMT Mücahitlerinin ve Kıbrıs Türklüğünün görüş ve endişeleri özetle böyledir.

Son zamanda BM tekrar devreye girdi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, 12 Ocak 2017'de İsviçre Crans-Montana'da başlayan ve sonuçsuz kalan müzakerelere kaldığı yerden devam etmek için hazırlıkları ilerletti. 45 yıl süren müzakerelerde (Girit adasını 93 yılda kaybettik) neden anlaşma sağlanamıyor? Mesele nedir? Sade bir şekilde söyleyelim: Malum, Rum-Yunan ikilisi, Kıbrıs'ı bütünüyle ele geçirip Helen adası yapmak ve Yunanistan'a katmak istiyor; sebep bu. Delili ise, Makarios'un 1960'ta kurulan ortak Kıbrıs Cumhuriyetini, anayasasından Türklere ait maddeleri çıkarıp 1963'te üniter Rum devletine dönüştürmesi gösterilebilir. Yine Türkleri yok etmek, adadan kaçırmak veya köleleştirmek üzere 1963'te başlayan kanlı saldırıların 1974'e kadar (11 yıl) sürmesi, herhalde amacın ne olduğunu anlamaya yeterli olacaktır.

Bu amaç hiç değişmemiştir. Bugüne kadar yapılan bütün görüşmelerde, söz dönüp dolaşıp Garanti ve İttifak Antlaşmalarına getirilmektedir. Türkiye'ye tanınan garantörlük (Anayasa düzenini koruma yetkisi) ve İttifak (Türkiye'nin adada asker bulundurması hakkı) antlaşmaları var oldukça, adadaki Türk varlığının ve haklarının yok edilmesi mümkün değildir.

Crans-Montana'da neler oldu?

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, "Türkiye garanti sisteminin kaldırılmasını kabul etti, ancak Türk askerinin derhal çekilmesini kabul etmedi" dedi, "gizlilik gerekçesiyle detay veremeyeceğini" söyledi... "BM, askeri konular askıda bulunsa bile, garantilere ilişkin önemli bir ilerleme sağlandığını düşünüyor." Şeklinde konuştu.

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konferans sonrasında yaptığı basın açıklamasında, "... daha çok iş birliği, karşılıklı güven; daha az asker, daha az garanti" perspektifi çerçevesinde görüşlerini aktardıklarını söylemişti.

YAZININ DEVAMI
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Muhacir, Ensar, Suriyeli sığınmacı 16 Şubat 2019 | 90 Okunma Saldırgan Çipras... 09 Şubat 2019 | 2.453 Okunma Sözlere, anlaşmalara, yasalara uyulmazsa... 02 Şubat 2019 | 263 Okunma  "Aktif dış politikanın(!)" getirileri ve götürüleri 26 Ocak 2019 | 190 Okunma Irak'ta "36. Paralel", Suriye'de "Güvenli Bölge" 19 Ocak 2019 | 883 Okunma
TÜM YAZILARI