Bilek güreşi ama nasıl bilek güreşi
Hukukun, denetimin, şeffaflığın olmadığı yerde ekonomi ve refah olmaz kuralı sabittir. Bu sabiti defalarca ispatladık ve sürekli tatbik de ediyoruz. Yüksek enflasyondan yüksek faize, yüksek kurdan yüksek işsizliğe kadar ne kadar kritik rakam varsa bunu apaçık gösteriyor. Rakamlar göstermese de...
Hukukun, denetimin, şeffaflığın olmadığı yerde ekonomi ve refah olmaz kuralı sabittir. Bu sabiti defalarca ispatladık ve sürekli tatbik de ediyoruz. Yüksek enflasyondan yüksek faize, yüksek kurdan yüksek işsizliğe kadar ne kadar kritik rakam varsa bunu apaçık gösteriyor. Rakamlar göstermese de fark etmez ülke sekiz yıldır süreli, kesintisiz kriz içinde yaşıyor.
Türkiye’yi bu noktaya getiren yolun başlangıcındaki hukuk ihlalleri, yargıda siyasallaşma örnekleri ve liyakatsizlik/ehliyetsizlik hacmi bugünle kıyaslandığında nisbeten sınırlıydı. Ama o kadarı bile ekonomide hasar oluşturmaya yetti. Sadece ekonomide değil, bütün sektörlerde gerileme dönemini başlattı. Bugün ise hukuksuzluk ve liyakatsizlikte daha ileri bir yerdeyiz. Bilhassa 19 Mart operasyonuyla birlikte bir anlamda “Madem, hukuk ve demokrasi yoksa ekonomi de olmuyor. Tam olsun” noktasına geldik. Hiçbir kriz iki yıldan fazla sürmezdi, mutlaka bir çıkış bulunurdu. O kuralı da değiştirdik. Niye sürmesin, bakın sekiz yıldır pekala sürüyor işte. En nihayet seçim zamanı gelince popülizm var, seçim ekonomisi var. Bir yolu bulunur ve milletin kendisini iyi hissetmesi sağlanır. Epeydir öyle de oluyor...