Melih Gökçek’i mi savundum?
Bu köşede yayınlanan ‘Bir tuhaf Melih Gökçek soruşturması’ başlıklı yazım, küçük çaplı bir yanlış anlamanın kurbanı olmuş durumda.Bazı okuyucular, bu yazıyla Melih Gökçek’i savunduğumu düşünmüşler. Neyse ki hepsi değil ama yine de oturup düşünme gereği duydum: Acaba neden böyle bir izlenime sebep...
Bu köşede yayınlanan ‘Bir tuhaf Melih Gökçek soruşturması’ başlıklı yazım, küçük çaplı bir yanlış anlamanın kurbanı olmuş durumda.
Bazı okuyucular, bu yazıyla Melih Gökçek’i savunduğumu düşünmüşler. Neyse ki hepsi değil ama yine de oturup düşünme gereği duydum: Acaba neden böyle bir izlenime sebep oldum?
Baştan net biçimde söyleyeyim: Hayır, o yazı Melih Gökçek’i savunmak için yazılmadı; tam tersine iktidar cenahının Melih Gökçek’i bir kurban olarak seçtiği izlenimi verdiğini söylemek, yargının siyaset eliyle, siyasi mühendisliğin bir aracı olarak kullanıldığını bir kez daha ima etmek için yazıldı.
Köşe yazısının köşeli bir netlikte, keskin çizgiler içermesi gerektiğini bilecek kadar tecrübeli bir yazarım, epeydir köşe yazıyorum, yanlış anlaşılmak veya muradım olmayan şeyleri söylediğim izlenimi vermek ilk kez başıma gelmiyor.
Ama öte yandan bazı öyle konular var ki, bir yandan o konuda yazı yazmak mesleğinizin gereği ama bir yandan da eksik enformasyon ortamı yazı yazmayı zorlaştırıyor. İşte o zaman, kaçınılmaz olarak bazı şeyleri okuyucunun kendi anlayışına bırakıyorsunuz.
Bana öyle geliyor ki, Türkiye’nin zaten çoktan normalin dışına çıkmış...