Ne yani ‘bizim çocuklar’ kazanmasın mı?
Öyle anlaşılıyor ki, yaşadığımız asrın fon vurgununun ekonomik maliyeti, biz fanilerin hayallerinin çok çok ötesinde. DEVA lideri Ali Babacan, vurgunda yatırımcıdan çalınan paranın yanı sıra borsadaki erime de hesaba katılırsa toplam kaybın 7 trilyon lirayı aştığını söylüyor.Ama mesele sadece...
Öyle anlaşılıyor ki, yaşadığımız asrın fon vurgununun ekonomik maliyeti, biz fanilerin hayallerinin çok çok ötesinde. DEVA lideri Ali Babacan, vurgunda yatırımcıdan çalınan paranın yanı sıra borsadaki erime de hesaba katılırsa toplam kaybın 7 trilyon lirayı aştığını söylüyor.
Ama mesele sadece ekonomiden ibaret de değil. Bir de ahlaki anlamdaki maliyet var ki, şu anda onu hiç bilmiyoruz.
Fon vurgunu konusunda Yıldıray Oğur’un geçtiğimiz cumartesi günkü yazısını okuduktan sonra toplumdaki ahlaki çürümenin daha da derinleşeceği endişesine kapıldım açıkçası.
Yıldıray Oğur’un yazısında, eski Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak’a yöneltilen 1 milyon dolarlık rüşvet iddiasından hareketle, finans sektöründe oluşan aile bağlarının soy kütüğü çıkarılıyor adeta.
Ve kelimenin tam anlamıyla, finansal ilişkilerle aile bağlarının iç içe geçtiği bir fotoğraf var önümüzde.
Şu tabloya bakar mısınız? Hep birilerinin oğlu, birilerinin damadı, birilerinin kocası… Ne kadar tanıdık değil...