Adaletsizliklere susanlar sanıyorlar ki…
Haksızlıklar, hukuksuzluklar, soygunlar ve yolsuzluklar karşısına adeta dilleri tutulmuş gibi sessizliğe gömülenler, adaletsizliklere, vurgunculara ses yükseltenleri hiç sevmiyorlar.Çünkü onlar, adaletsizlikler karşısında sustuklarında mahallenin namusunu koruyacaklarına inanıyorlar.Çünkü onlara...
Haksızlıklar, hukuksuzluklar, soygunlar ve yolsuzluklar karşısına adeta dilleri tutulmuş gibi sessizliğe gömülenler, adaletsizliklere, vurgunculara ses yükseltenleri hiç sevmiyorlar.
Çünkü onlar, adaletsizlikler karşısında sustuklarında mahallenin namusunu koruyacaklarına inanıyorlar.
Çünkü onlara göre, adalet en çok ait oldukları mahallenin hakkıdır. Öteki mahallede yer alanlar, Allah’a karşı kulluk görevlerini yeterince yerine getirmedikleri için adaleti ve merhameti hak etmemektedirler…
Oysa bizim anladığımız dinin sevgi ve merhamet anlayışı bütün insanlığı kuşatan bir özelliğe sahiptir. Eğer İslam’ın mesajını böylesine dar bir alana hapsedersek, Allah’ı da haşa sadece belli kavimlerin, milletlerin, cemaatlerin, grupların yaratıcısı gibi görmüş oluruz ki bunun anlamı Allah’a kafa tutmaktır.
Allah bu dünyada hiçbir ayrım yapmadan, kendisine inanan Müslümanlara da inanmayan ateistlere de aynı şekilde nimetlerini sunar. Çünkü o, insanların ve bütün yaratılmışların Allah’ıdır.
Hal böyleyken inanan insanların, bu dünyada kime ne kadar adalet ve özgürlük verileceği konusunda...