Türkiye’den umudu kesmek (II) 

Önceki yazıda, “laik kesim” ve “muhafazakâr” tanımlarının yeterli kapsayıcılıkta olmadığını, son 15 yıllık değişim sürecinde, muhafazakârların kamusal alanda yer almaya...

Önceki yazıda, “laik kesim” ve “muhafazakâr” tanımlarının yeterli kapsayıcılıkta olmadığını, son 15 yıllık değişim sürecinde, muhafazakârların kamusal alanda yer almaya başlamasıyla birlikte, “laik” kesimde oluşan hoşnutsuzluğun karmaşık bir hal aldığını ifade etmiştik. 

Konuyu ele alırken, PODEM çatısı altında Sabiha Senyücel Gündoğar, Aybars Görgülü tarafından hazırlanan “15 Temmuz Sonrası Türkiye’de Laik Kesim: Tartışmalar, Duygular ve Beklentiler” raporundan faydalandığımı da belirtmiştim. 

Rapora göre Gezi krizinin ciddi bir kırılma yarattığı, 15 Temmuz’un da bir başka kırılma olduğu ifade ediliyor. 

“15 Temmuz ve sonrasında izlenen siyaseti laik kesim önemli bir dönüm noktası olarak nitelese de, bu ilk kendilerini dışlanmış hissettikleri kırılma anı değil. Laik kesim açısından devlet ile ciddi anlamda bir kopuş hissetmeleri Gezi olayları ile başlamış. Gezi, genel olarak laik kesimin sokağa çıktığı ve demokratik taleplerini dile getirdiği bir eylem

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Keşke o kadar basit ve kolay olsa… 26 Eylül 2020 | 198 Okunma Model çok net… 24 Eylül 2020 | 359 Okunma Basit bir tartışma değil… 19 Eylül 2020 | 233 Okunma Beceremedin Macron… 17 Eylül 2020 | 468 Okunma Bana dostunu söyle... 12 Eylül 2020 | 1.967 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar