ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Hukuk siyasetin emrine girdiğinde...

Hukuk bir kez siyasetin emrine girerse, bir daha bağımsız ve tarafsız olamaz .

Emre Kongar
Emre Kongar Cumhuriyet Gazetesi
14 Ocak 2018 | 238

Hukuk bir kez siyasetin emrine girerse, bir daha bağımsız ve tarafsız olamaz...
Çünkü hiçbir hizmetkâr efendisine yeterince yaranamaz!

***

Anayasa Mahkemesi, tutuklu yargılanan Şahin Alpay ve Mehmet Altan’ın başvurularını kabul ederek, salıverilmelerine karar verdi.
Mahkemeler ise Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına derhal uymaları gerekirken sanıkları hemen tahliye etmedi...
Üstelik yapılan yeni bir başvuru da, “Anayasa Mahkemesi görev gaspı yapıyor” denilerek, reddedildi.
Ortaya “Hukuk Devleti” açısından kabul edilemez bir durum çıktı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, aşağıda özetlediğim bildiriyi yayımladı.
“İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza Mahkemeleri Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymamış meslektaşlarımızı tahliye etmemiştir.
Unutulmamalıdır ki Anayasanın 153. maddesi; ‘Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.’
6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu’nun 66. Maddesi; ‘Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.’
Anayasanın 38. Maddesi ise ‘Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz’ der.
Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır ve gereğinin yerine getirilmesi mutlak zorunludur.
Aksi takdirde ülkede demokrasiden, hukuk devletinden, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından bahsedilemez.
Gazeteciler siyasi iktidar tarafından, yargılama yapılmadan önce, kitle iletişim araçları kullanılarak suçlu ilan edilmektedir.
Yargı makamları tarafından da istisnai bir tedbir olan tutukluluk müessesesi cezaya dönüştürülmektedir.
Bu tehlikeli anlayıştan dönülmesi ülkemizin toplumsal barışı, demokrasisi, hukuk devletinin tesisi, yargının bağımsızlığı ve tüm demokratik işlerliği için zorunludur.”
Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen de özetle şöyle dedi:
“Bu karar kesindir, bu kararın uygulanması gerekir.
Hele siyasetçinin çıkıp bu karar yanlıştır demesi büsbütün hukuk devletiyle bağdaşmayan bir şey.
AYM kararı kesinleşmiş olmasına rağmen, hâlâ tutuklu olmaları ayrı bir ihlal nedeni. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve 6. maddesinin ihlali.
Hukuk devletinde bunlar olmaz.

Niye Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanındı? O zaman tanınmasaydı.
Hukuk devleti var mı yok mu Türkiye’de?”
Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu da şu yorumu yaptı:
“Mahkemelerin ‘Hayır ben gerekçeli kararı bekleyeceğim’ gibi bir rahatlığa girmeden, işi yokuşa sürer gibi bir tavra girmeden, Anayasa Mahkemesi’nin böyle bir kararı açıklamasını izleyen saatlerde tahliye kararını vermeleri gerekirdi.”

***

Yukarıdaki tepkiler, mahkemelerden birinin, ikinci başvuru üzerine, AYM kararına, “Görev gaspı” diyerek açıkça karşı çıkmasından önce verilmişti.
“Görev gaspı” iddiası, tartışmaları iyice koyulaştırdı:
Şimdi siyasetin yargı üzerindeki denetiminin, Hukuk Devletini ve Demokrasiyi yok ettiğine ilişkin yorumlar yapılıyor.

***

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER