Murad edilen nedir

Sibel Eraslan’ın son yazısındaki şu satırları okuduktan sonra bir açıklamaya ihtiyaç hissetmesine bir hayli içerledim.

Ömrünü başörtülü kızların ve dindar insanların siyasetten eğitime hayatın her alanında var olmaları için mücadeleyle geçirmiş Sibel Eraslan’a ‘’İstanbul Sözleşmesi ‘’ nedeniyle söylenenler haksızlığın ötesinde büyük bir adaletsizlik ve körlük durumunu ortaya koyuyor. Öyle ki, Sibel şu satırları yazmak zorunda kaldı: “İstanbul Sözleşmesi konusu açıldığında her seferinde adeta FETÖ ofisleri gibi çalışarak hakaretâmiz ve pornografik linçleri yaşamaktan gerçekten usandım. İslâm annelerini kaleme almış, edebiyat yolumu zamanı kuran mukaddes anneler üzerinden çizmiş bir yazarım. Benim yerim; aileden, çocuktan, anneden, babadan, büyükanneden, büyükbabadan, akrabadan, komşudan, duldan, yetimden, yolcudan, talebeden, yoksuldan, misafirden yanadır. Ama kendi dağılışımızı, yozlaşmamızı, çöküşümüzü sadece bir sözleşmeyle açıklayamayız diyorum.”

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Siyaset felsefesinde kriz… 24 Ekim 2020 | 63 Okunma 21. yüzyılda nasıl bir siyaset 17 Ekim 2020 | 228 Okunma Torosyan’ın Acayip Hikâyesi 10 Ekim 2020 | 546 Okunma Amerika’nın kültürel kodları 03 Ekim 2020 | 123 Okunma Cumhuriyet’in en uzun 10 yılından kalanlar… 26 Eylül 2020 | 241 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar