Cezayir cuntasının geri adım atması

Cezayir’de halkın, cuntanın adamı Abdülaziz Buteflika’nın beşinci dönem için cumhurbaşkanlığına aday olmasına karşı gösteriler düzenlemesi üzerine Buteflika adaylıktan...

Cezayir’de halkın, cuntanın adamı Abdülaziz Buteflika’nın beşinci dönem için cumhurbaşkanlığına aday olmasına karşı gösteriler düzenlemesi üzerine Buteflika adaylıktan çekildiğini ancak seçimlerin de belirsiz bir tarihe kadar ertelenmesi kararı aldığını açıkladı. Buteflika’nın adaylıktan çekilmesi gerçekte onun geri adım atması değil arkasında duran ve beşinci dönem için aday olmasında ısrarlı davranan cuntanın geri adım atmasıdır. 

Fakat cuntanın Buteflika’nın adaylığı konusunda geri adım atması halkın talepleri karşısında gerçek anlamda bir taviz niteliği taşımamaktadır. Çünkü seçimin belirsiz bir tarihe kadar ertelenmesi suretiyle bir bakıma onun cumhurbaşkanlığı süresi seçimsiz bir şekilde uzatılmış oldu. Bu yüzden onun adaylığına tepki gösterenler şimdi “Biz Buteflika’sız bir seçim istiyorduk; seçimsiz bir Buteflika ile karşı karşıya kaldık” diyorlar. Dolayısıyla cuntanın bu numarasını kabul etmek istemiyor ve her hal ü kârda Buteflika’nın gitmesini istiyorlar. O yüzden gösterilerini ve tepki eylemlerini sürdürüyorlar. Gösterilerde taşıdıkları pankartlarda şu ifade özellikle dikkat çekici: “La li’t-temdid La li’t-Te’cil... Len nekbele siva bi’r-Rahil” Yani “Uzatmaya da hayır ertelemeye de hayır... Cumhurbaşkanının çekip gitmesinden başkasını kabul etmeyeceğiz.” 

Cezayir’deki olaylarla ilgili olarak öne çıkan bir diğer husus ise halkın sadece Buteflika’ya mı karşı çıktığı yoksa onun üzerinden ülkeye hükmeden zihniyete, anlayışa ve yönetim biçimine mi karşı çıktığı. Çünkü tekerlekli sandalyeye mahkum durumda ve zamanının önemli bir kısmını doktor murakabesinde geçirmek zorunda olan, o yüzden resmi protokollere bile kendisi katılamadığı için bir çerçeve içindeki fotoğrafıyla iştirak eden dolayısıyla halk arasında “Çerçeve cumhurbaşkanı” olarak nitelendirilen Buteflika gider de ülkeye hükmeden zihniyet ve sistem değişmezse halk açısından değişen ne olacak? O yüzden Cezayir’de meydanlara çıkan kalabalıkların sadece cumhurbaşkanının değil ülkeye hükmeden zihniyetin, sistemin değişmesini yani cuntanın artık gitmesini halkın özgür iradesinin yönetime yansımasının önünün açılmasını istediği düşünülüyor. Buteflika’nın adaylıktan çekilmesine rağmen gösterilerin ve eylemlerin durmaması da bunu gösteriyor. 

Halkın bu konuda ısrarlı davranması ve kitlesel eylemleri sürdürmesi durumunda cuntanın zorlanacağı tahmin ediliyor. Gerçi insanlara merhamet duymama ve muhaliflerini tasfiye için zulmü son raddesine kadar kullanabilme konusunda Cezayir’deki cuntanın anlayışı Suriye’deki Baas rejiminin ve ona destek olan işgal güçlerinin anlayışından farklı olmasa da kitlesel eylemlerin gittikçe genişlemesinin ülke çapında bir tıkanıklığa neden olacağından ve halkın taleplerini nazarı dikkate alma zorunluluğunun doğacağından da korkmuyor değil. Buteflika’nın adaylıktan çekilmesi havayı biraz yumuşatmayı amaçlıyordu. Ama beraberinde seçimlerin belirsiz bir tarihe ertelenmesi bir bakıma Buteflika’nın cumhurbaşkanlığı süresinin seçimsiz bir şekilde uzatılması anlamına geldiği için halkı tatmin etmedi ve sisteme karşı tepkinin tansiyonunda bir düşme olmadı. 

Cezayir’deki gösterilerin cuntayı boyun eğmeye zorlamasının ise Arap dünyasında yeni bir “Arap baharı” hareketliliğinin habercisi olabileceğinden endişe ediliyor. Zaten halkların dikta rejimlerine karşı zafer kazandığı ülkelerden Mısır’da kazanımın askeri darbe yoluyla geri alınmış olması bu ülke halkının geçmiştekinden daha kötü bir zulümle karşı karşıya kalmasına neden oldu. O yüzden ülkedeki toplumsal şartlar yeni bir patlamaya müsait. Diğer dikta rejimleri de dizginleri elde tutmanın, zulmün dozajını artırmakla mümkün olabileceği anlayışını benimsemiş olduklarından oralarda da huzursuzluğun derecesi gittikçe artıyor. 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sudan’da henüz ittifak sağlanamadı 25 Mayıs 2019 | 80 Okunma Suud rejiminin muhalif alimleri idam planı 24 Mayıs 2019 | 204 Okunma Saray ulemasının fikir hırsızlığı 23 Mayıs 2019 | 539 Okunma Körfez’de savaş çanları 18 Mayıs 2019 | 229 Okunma İşgalcinin hukuk anlayışı 17 Mayıs 2019 | 24 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar