Erkeğe erkek, kadına kadın antrenör (1)

Yazımızın başlığını gören siz değerli okuyucularımız ‘Şu mübarek Cuma günü, nereden çıktı bu konu?’ diye düşünebilirler! Böyle düşünmekte haksız da...

Yazımızın başlığını gören siz değerli okuyucularımız ‘Şu mübarek Cuma günü, nereden çıktı bu konu?’ diye düşünebilirler! Böyle düşünmekte haksız da sayılmazlar. Gerekçemiz, elle, sözle veya başka türlü ‘taciz’ olayları almış başını gidiyor olması. İşin adı ne olursa olsun, bir görevin kendi içerisinde yapılması gerekenler olduğu gibi, toplumun inançlarıyla da bağdaşır tarafının olması gerekiyor. Bireysel ve toplumsal değerleri kapsayan bir yapı oluşturulmadır. İşte bu ayrımı iyi yaparak, olumlu-olumsuz yanlarını da ortaya koymalı. Yanlışla doğruyu ayırt ederken elbette birileri rahatsız olacaktır. İşte onları Müslümanların bayramı olan Cuma günü bizleri yoktan var eden Allah’a (cc) havale etmek gerek. ‘Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” (Nisa Süresi)…

Yazımızın başlığına dönersek! Vatandaşın katılım sağladığı birçok spor etkinğiyle birlikte, birçok sportif müsabaka düzenleniyor. Kazanılan ve kaybedilen maçlar serisi. Her bir ‘başarı’ ve başarısızlığın’ kendi içerisinde apayrı bir ‘destansı’ olarak adlandırılan hikâyeler meydana gelir. Bazılarımız bu süreçleri antrenör, seyirci, oyuncu olarak yaşar, kimilerimiz ise ‘zafer’ olarak isimlendirilen bu sonuçları, not düşülen ‘tarih’ sayfalarından okuruz. Sonuçta kazanılmış veya kaybedilmiş bir ‘şeyler’ olur. Hepimiz şahit olmuşuzdur, bir sportif müsabaka öncesi, esnası ve sonrası yaşananları. Gün olur antrenör sporcusuna sarılarak moral verir veya sevincini kutlar. Bir vakit olur, oluşan bu tablo/başarı için aylarca kamplarda kalma zorunluluğu doğurur. Neymiş efendim ‘Biz bu maçı kazanmalıymışız!’ Nelerin kaybedildiği ise hiç kimsenin umurunda olmaz. Bilimsel araştırmalar buna benzer durumu şöyle açıklıyor; ‘Her sporcunun antrenöründen beklediği davranış şekli farklı olduğu gibi her sporcu da antrenörünün davranışından farklı şekillerde etkilenmektedir.’ Belirsizlik içeren bir çark. Bu çarkın doğuracağı sonuçları. İşte burada ortaya çıkan ‘hassasiyetlerden’ bir tanesi olan, erkeğe erkek, kadına kadın antrenör gerçeği önem taşır…

Çocuğunun elinden tutarak spor salonu, yüzme havuzu, atletizm pisti gibi spor alanlarının yolunu tutan velinin tek bir gayesi, geleceğimiz olan o çocuklarının masumiyetlerini korumak, sağlıklı ve güvenli bir geleceğin sosyal alt yapısını oluşturmak. Bunun için en önemli unsur olarak ‘spor’ can simidi olarak görülerek, ‘hayal’ okyanusunda yolculuğuna çıkar. İçinde yaşanılan sürecin sağlıklı işlediği, iletişim kurduğu kişileri de, kendisi gibi iyi niyet beslediği kanaati hâkim oluyor. Mayosunu giyerek yüzme/güreş gibi yakın temas (suda dururken veya hareketi gösterirken elle yardımcı olarak öğretme) gerektiren durumlarda, insan düşünmüyor değil; ‘Kız çocuklarına bayan, erkek çocuklarına erkek öğretmen olması elbette daha iyi olur!’ Tersi olsa, ne olma ihtimali var? İnsan düşünmek istemese de bir anda aklına ‘Okulda, sokakta, alışveriş merkezleri gibi birçok sosyal alanda yaşanan ‘taciz’ olayları geliyor. Böyle bir durum kişiyi şüpheye iterken, o şüpheler ‘şeytana’ adeta davetiye çıkarıyor. Düşünmek istenmeyen hislere, insan kapılmak istemez. Etrafımıza baktığınızda birçok spor okulunda erkek ve kız çocukların bir arada ‘etkinliklere’ katılmaları için ‘birileri’ var güçleriyle çalışıyor… 

Öyle ise yapılması gereken, duygu ve düşlere kapılıp belirsizliğe sürüklenmekten ziyade, insanlığa rehber olarak gönderilen yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, onun uygulayıcısı Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ‘mesajını’ hayatımıza uyarlamak. ‘Mahremiyet’ de bu hususun önemli konularından…

(Devam Edecek)

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Alanyaspor lider, takımlar borç batağında!.. 18 Eylül 2019 | 121 Okunma Kur’an ve Sünnet ışığında harekete geçmek 15 Eylül 2019 | 55 Okunma Erkeğe erkek, kadına kadın antrenör (1) 13 Eylül 2019 | 176 Okunma Andorra ve Moldova bahanemiz olsun!.. 11 Eylül 2019 | 37 Okunma Sporla engelsiz hayatı keşfetmek! 08 Eylül 2019 | 16 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar