Hasan Bülent Kahraman
Hasan Bülent Kahraman Sabah

Referandum sonrası-2

21 Nisan 2017 | 1.1 K

Referandum %50+1 ile yapılan bir değerlendirmedir. Bir yöntemdir. Bugün tüm dünyaya mal olmuş 'free and fair' (hür ve adil) seçimle bu karar oluştuktan sonra kimsenin itiraz edecek yanı kalmaz referandumun.
Türkiye ise günlerdir bu konuyu tartışıyor.
Yargı meseleyi bir sonuca bağlayacaktır.
O sorun bir yana ben konunun bambaşka bir yanıyla ilgileniyorum:
'hayır' oylarının anlamı ve niteliği.

***

Referandumun yapısında 'hayır' oylarının fonksiyonel bir geçerliliği veya anlamı yoktur.
Ama bu o kesimdeki oyların siyasal ve sosyolojik anlamı olmadığını söylemek olmaz. Tersine, 55 milyon gibi devasa bir seçmen kitlesinden yaklaşık 23 milyon 750 bin kişi 'hayır' demişse bunun tahlili gerekir. Böyle bir kitlenin 'hiç mesabesinde' sayılması, görülmesi (kimse böyle demiyorsa zaten) söz konusu olamaz.
O açıdan bakıp başka bir noktaya değineyim.
En yüksek evet oyunun çıktığı kentler kadar en yüksek hayır oyunun çıktığı kentler de önemli ve ilginçtir. Kaldı ki, Türkiye'nin politik ve sosyolojik coğrafyası hayır oylarını çeşitli dinamikler bakımından daha da ilginç kılmaktadır.
Bu meyanda kendi içinde dağılmış Kürtleri ayrı bir yere koyuyorum. Evet verenler de var hayır verenler de. Ama Güneydoğu Anadolu'nun kendine özgü ve tam bir bilinmez olan durumu dışında dünyanın en büyük Kürt nüfusunun yaşadığı İstanbul'da bu seçmen kitlesinin davranışı başlı başına bir olgu. Hele hele Kürtlerle Akparti arasında başlangıçtan beri devam eden ilişki göz önüne alınırsa daha da ciddi bir konu.

***

Bu saptamadan sonra hayır oyu veren kentlere ve baştan beri yapılan sosyo-ekonomik analizlerine değinelim.
Bu değerlendirmeye gelen bazı itirazlar var. Bu kentlerin daha zengin, ekonomik bakımdan daha üretken, verimli, dünyayla ticaret üstünden ve diğer yollarla daha fazla ilişki kurmuş olmasını bir kesim önemsiyor.
Diğer kesim buna karşı çıkıyor. Geri kalmış kentle ilerlemiş ke

Devamını Oku