Eşcinsellik geni’nin olmadığı ispatlandı ama dayatma sürüyor!

Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Yusuf Kaplan'ın bugünkü (03.10.2022)''Eşcinsellik geni’nin olmadığı ispatlandı ama dayatma sürüyor!'' başlıklı yazısı.

Batı uygarlığı, insanlığın başına gelmiş en büyük belâdır. Hiç abartılı bir cümle değil bu.

Nasıl abartılı olsun ki! Batı uygarlığı, Tanrı fikrini yok etti.

Hakikat fikrini yok etti.

Tabiatı delik deşik etti, ozon tabasını deldi, yerküreyi bir düğmeye basarak yok edecek ürpertici silahlar üretti.

Modernliği hazırlayan hümanizmle birlikte yücelttiği insanı, postmodern süreçte bir nesne, bir makina, bir eşya konumuna indirgedi.

İnsansız bir dünya, dünyasız bir insan ve ruhsuz bir hayat inşa ederek dünyayı cehenneme çevirdi.

Batı uygarlığının felsefî temellerinin, varoluş ilkelerinin sorunlu olmasından kaynaklanıyor ürettiği bu felâketler: Ontolojik şiddete dayanan bir uygarlıktan, barışın, karşılıklı iletişimin, beslenmenin, adaletin, hakkaniyetin, merhametin hâkim olacağı, insanca, yaşanabilir bir dünya inşa etmesini beklemek olmayacak duaya âmin demek gibi bir şeydir.

Varlığı, temelleri, ilkeleri şiddete dayalı bir uygarlık varlıklar, kültürler, toplumlar, dinler, cinsiyetler, insanlar arasında çatışmaya, kaosa dayalı ilişki biçimleri üretecekti kaçınılmaz olarak.

Kozmosun, dengenin, sulhun hâkim olacağı bir dünya veya ilişki biçimleri geliştirmesi zaten mümkün değildi.

Batı uygarlığının ontolojik şiddete dayanıyor olması ne demek?

Batı toplumlarının yaşadığı ve bütün dünyaya da hâkim olduğu için bütün insanlığa da yaşattığı ontolojik şiddet, Batı uygarlığının varlığı, özellikle de Tanrı’yı, insanı ve diğer varlıkları ve bunlar arasındaki ilişkileri yanlış tanımlamasından kaynaklanıyor.

Başka türlü ifade etmek gerekirse, Tanrı, İnsan ve Kâinât’tan oluşan Büyük Varlık Zinciri’ni tepe taklak etmesi, varlıklar arasındaki hiyerarşiyi yerle bir etmesi, varoluşun dengesini bozması, Tanrı’yı önce izafileştirmesi, sonra Tanrı fikrini yok etmesi, sonuçta insanı Tanrı konumuna yerleştirmesidir bu.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Bir kültür felsefesi: Ontolojik şiddet ya da kültürü de yok eden “kültür” ve anti-kültür barbarlığı 02 Aralık 2022 | 174 Okunma Geliyorum diyen felâket: Çocuklarımızı kaybediyoruz! 28 Kasım 2022 | 1.304 Okunma Zihnî işgal ve sosyal medya terörü! 27 Kasım 2022 | 151 Okunma Terör’izm üzerine düşünceler-3: Medya terörü 21 Kasım 2022 | 159 Okunma Terör’izm üzerine düşünceler-2:  Bir terör felsefesi 20 Kasım 2022 | 139 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar