Tiyatro sahnesini dağıtan destan: 15 Temmuz

Yaşadığımız toplumsal düzenin insanların birbirlerine karşı kendi doğal ve gerçek kişiliklerini maskelemek durumunda kaldıkları bir tiyatro düzeni gibi olması biraz da toplumsal ilişkilerinin tabiatı gereğidir.

Aksi durumda insanlar birbirlerine en doğal içgüdüleriyle davranmaya kalkıştıklarında insana özgü bir toplumsal hayat mümkün olmaz.

Paradoks tam da budur: insan doğası itibariyle doğadan uzaklaştığı ölçüde insanlaşıyor. Bu açıdan bakıldığında, doğallık kutsamasının insana uyan bir yanı yok. İnsan doğadan veya doğallıktan uzaklaşmadıkça insanlaşamıyor. Eğer öyleyse insanlar doğallık özlemlerini ifade ederken insanlıktan bıkmış olduklarını mı ifade etmiş oluyorlar? Doğallıktan uzaklaşıp insanlığa yaklaşırken neyi kaybediyoruz ki insanlar onu özlüyorlar veya doğallıktan uzaklaşırken kaybettiğimiz şeyi kaybetmek bir kader midir?

İlk mülahazada insanların doğallığı kutsarken veya özlerken, aslında aradığı şeyin dürüstlük olduğunu söyleyelim de, doğallık arayışını tamamen harcamayalım. Medeniyetin ikiyüzlülüğün, zarif ihanetlerin, ucuz cesaretlerin sahnesi olduğu durumda sıkıntılarını ortaya koyduğunu biliyoruz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Mülteciler ve çocukları kimin umurunda? 08 Temmuz 2020 | 47 Okunma “Avrupa’da kayıp mülteci ve göçmen çocuklar” 06 Temmuz 2020 | 86 Okunma Cemal Kaşıkçı davası Türkiye’de görülür 04 Temmuz 2020 | 76 Okunma İsrail dünya güvenliğinin en büyük tehdidi 01 Temmuz 2020 | 155 Okunma Libya’da toplu mezarlar, savaş suçları ve suç ortaklarının hesabı 29 Haziran 2020 | 124 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar