Cumhuriyet 103 yaşında: Tarihi yapmak mı yazmak mı?
Cumhuriyetin kuruluşunun 103. yılı itibariyle Osmanlı’nın yıkılışı ve yerine yeni bir yönetimin tesis edildiği sürece dair bilgilerimiz hala çok sınırlı. 100. yılı dolayısıyla yakın tarihimize dair bu sislerin dağılacağı beklentisi tam olarak karşılanmadı. 100 yıl gibi çok da uzak olmayan bu tarih...
Cumhuriyetin kuruluşunun 103. yılı itibariyle Osmanlı’nın yıkılışı ve yerine yeni bir yönetimin tesis edildiği sürece dair bilgilerimiz hala çok sınırlı. 100. yılı dolayısıyla yakın tarihimize dair bu sislerin dağılacağı beklentisi tam olarak karşılanmadı. 100 yıl gibi çok da uzak olmayan bu tarih paradoksal biçimde anlaşılması ve öğrenilmesi en zor tarih olmaya devam ediyor. Anlaşılması zor çünkü bu döneme ait anlatımlar bir tarih olmaktan ziyade bir destan veya efsane diliyle anlatılıyor ve işin aslına dair her tarla çağrı büyük bir gürültüyle boğulmaya çalışılıyor. Çünkü bu tarihte hala korunmak istenen simalar, o simaların sorgulanması asla istenmeyen anlatıları var.
Türkiye’nin Cumhuriyet'le birlikte var olduğu, onun öncesinde sanki bu millete dair kayda değer hiçbir şeyin olmadığı algısı bir asır boyunca körpe dimağlara nakşedildi.
Bu, teolojik bir anlatım olarak “yoktan var edilme” anlatısına çok uygun düşüyordu. Çünkü gerçekten de “kurtuluş” ülkeyi işgal etmiş olan düşmandan değil, bizatihi Cumhuriyet'ten önce bu toprakları vatan kılmış, bu toprakların ruhuna sinmiş, kök salmış bir devlet olarak Osmanlıdan bir kurtuluştu. Savaşın bitiş düdüğünün...