“Bu gençler cellatlarından daha uzun yaşayacak”

Mısır’da darbeci general Sisi’nin katliam yapar gibi emrinde cellat gibi iş gören yargıçlara sipariş ettiği idamlar Mısır’ın özgürlük ve onur mücadelesi tarihine çok ilginç ibretlik...

Mısır’da darbeci general Sisi’nin katliam yapar gibi emrinde cellat gibi iş gören yargıçlara sipariş ettiği idamlar Mısır’ın özgürlük ve onur mücadelesi tarihine çok ilginç ibretlik manzaralar katmış oldu. Bu manzaralarda tartışmasız ve net bir biçimde haksız yere mahkum edildikleri ölüme onurla ve kahramanca yürüyen gençler damgasını vururken, onları katledenlerin bariz kötülükleri, yargıyı mücrim bir iktidarın emrine sunan yargıçların kötülükleri de kayda geçmiş oldu.

Her bir gencin bir taraftan yürekler dağlayan bir hikayesi, bir yandan da çevresine ışık saçan bir kişiliği var. Daha şimdiden hikayeleri ve parlak kişileri dilden dile dolaşmaya başlamış durumda.

İdam edilen 9 kişinin kendilerine isnat edilen olayla hiçbir ilgileri olmadığından hiç kimsenin kuşkusu yok. Bütün bir yargılama sürecinin devlet imkanları marifetiyle bir cinayet hazırlığı şeklinde olduğunu herkes gün gibi görüyor. Muhakemede ortaya çıkarılması beklenen bir hakikat yoktu. Yargıçlar zaten adaleti zerre kadar önemsemiyorlardı. Önemsedikleri tek şey haklarında haksız yere cinayet kararı verilmiş olan gencecik delikanlıları bir an önce sallandırmaktı.

Gençlerin ölümüne, itham edildikleri başsavcı cinayetinden çok önce karar verilmiş olduğu, öldürülmek için özel olarak seçilmiş oldukları her bakımdan belli. Hepsi Mısır’ın farklı bölgelerinden dengeli bir dağılımla seçilmiş olmaları dikkat çeken noktalardan biri.

Başka dikkat çeken bir dağılım da her birinin üniversitelerin farklı fakültelerinden olması. Ama hepsini yaşarken birleştiren bir şey, hepsinin de iyi eğitimli, çevrelerinde liderlik vasıflarına sahip gençlerden olmaları, tabi bir başka şey de hepsinin itham edildikleri bir suçu itiraf ettirmek için aynı işkence sürecinden geçirilmiş olmaları.

Bu gençlerden biri olan, aynı zamanda Müslüman Kardeşlerin İrşad Bürosu üyesi Muhammed Taha Vahdan’ın oğlu olan Ahmet Taha Vahdan hapse girdikten birkaç ay sonra dünyaya gelmiş olan kızı Leyla’ya veda mektubunda şunları söylüyor: “Kızım Leyla, bil ki senin baban hiçbir suç veya günah işlemedi. Bütün hayalim, seni korumak ve korunabileceğin bir vatana ulaşmaktı, tabii ki içinde yaşayacağın bu kadar büyük bir hapishane değil. Beni affet seni kucağıma alamadığım ve tertemiz alnından öpemediğim için, ama bizi kimsenin ayıramayacağı ve vedalaşmanın olmayacağı cennetin kapısında bekleyeceğim.” Ahmet Taha üç yıllık tutukluluğu esnasında kızını sadece uzaktan iki kez görebildi.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İdlib’in mazlum bebeklerini “eli kanlı terörist” gösteren hastalık 22 Ocak 2020 | 2.351 Okunma “Barışın anahtarı Türkiye” 20 Ocak 2020 | 1.689 Okunma Berlin Konferansı Libya için ne vaat ediyor? 18 Ocak 2020 | 2.390 Okunma Siyasal iktidar ve kültürel iktidar meselesi 15 Ocak 2020 | 2.717 Okunma Türkiye Libya’ya savaşmaya değil barıştırmaya gidiyor 13 Ocak 2020 | 2.013 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar