Siyah beyaz yıllar!
Ben, siyah-beyaz yıllara kenarından, köşesinden tanık olma, o güzelim filmleri yazlık sinemalarda izleme şansına erişenlerden biriyim... Siyah-beyaz filmlere bayılırdım... Annemin ya da teyzemin elini tutup gittiğim sinemada, şayet bir melodram filmiyse seyircinin çoğu kadınlardan oluşur ve tüm...
Ben, siyah-beyaz yıllara kenarından, köşesinden tanık olma, o güzelim filmleri yazlık sinemalarda izleme şansına erişenlerden biriyim...
Siyah-beyaz filmlere bayılırdım... Annemin ya da teyzemin elini tutup gittiğim sinemada, şayet bir melodram filmiyse seyircinin çoğu kadınlardan oluşur ve tüm film hıçkırıklar eşliğinde geçer, mendiller sırılsıklam olurdu...
O dev perdede kahramanlarımızı izlerdik... Yılmaz Güney, Fikret Hakan, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Kartal Tibet, Ediz Hun, Tarık Akan, Kadir İnanır gibi pek çok şövalyemiz vardı... Ne olursa olsun sonunda kötüleri yener, sevdiği kadını ya da mahalleyi kurtarır, perdeye her “son” yazıldığında alkışlarla uğurlanır, izleyenler mutlu bir şekilde dönerlerdi evlerine...
Erkek kahraman çoktu ancak benim çocukluk günlerimde “yıldız” kademesine ulaşmış 4 kadın vardı:
-Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik...
Onlara “dört yapraklı yonca” denirdi. Hani şu dört yapraklısı bulunması pek zor olan yoncaya benzetilirdi bu dört şahane kadın...