Para hırsı inanç diline nasıl sızdı... Dindarlığın dönüşümü: Mısır-Türkiye benzerliği
Bir zamanlar Türk dindarların yönünü çevirdiği merkezlerden biri Kahire idi...Simgesel isimlerinden biri Mehmet Akif oldu. Muhafazakârların anlatımında onun Mısır yılları, “inancını rahat yaşayabileceği ülkeyi seçti” iddiasıyla özdeşleşti. Tarihsel nedenler böyle değildi ama konumuz bugün...
Bir zamanlar Türk dindarların yönünü çevirdiği merkezlerden biri Kahire idi...
Simgesel isimlerinden biri Mehmet Akif oldu. Muhafazakârların anlatımında onun Mısır yılları, “inancını rahat yaşayabileceği ülkeyi seçti” iddiasıyla özdeşleşti. Tarihsel nedenler böyle değildi ama konumuz bugün başka…
Mısır yolcuları Akif’ten ibaret değildi. 1930’lardan itibaren Kahire ve özellikle El-Ezher bir kuşağın eğitim merkezlerinden biri haline geldi: Ahmet Davutoğlu… Ali Yakup Cenkçiler… Ali Ulvi Kurucu… Emin Saraç… Mustafa Runyun… İsmail Ezherli… Vd.
Kimi Ezher’de okudu, kimi Kahire’deki Osmanlı ulemasının ders halkalarına katıldı. Eski Şeyhülislam Mustafa Sabri, Zahit Kevseri ve -Ekmeleddin’in babası- Mehmet İhsan çevresinde oluşan bu ortam, Türkiye’den gelen talebeler açısından kıymetliydi…
Kısacası bir dönem “Kahire” denildiğinde Türkiye'deki dindar çevrelerin aklına ilim, Ezher, Kur’an, hadis ve klasik İslam düşüncesi geliyordu...
Aradan yarım yüzyıl geçti.