Tek ben doğru, herkes yanlış
Memlekette neden birlikte ortak başarılara imza atamıyoruz sorusunun temelinde belki de bu kabul yatıyor. Herkes kendi yaptığını tek doğru sayıyor. Kişi öyle kabul etmese zaten öyle davranmaz, kabul. Asıl problem, kendi yaptığını kesin, mutlak, tartışmasız doğru bulmaktan öte; kalan herkesin...
Memlekette neden birlikte ortak başarılara imza atamıyoruz sorusunun temelinde belki de bu kabul yatıyor. Herkes kendi yaptığını tek doğru sayıyor. Kişi öyle kabul etmese zaten öyle davranmaz, kabul. Asıl problem, kendi yaptığını kesin, mutlak, tartışmasız doğru bulmaktan öte; kalan herkesin durduğu yerin de yanlış, yanlışın ötesinde dipsiz ve düzeltilmesi şart hatalı olduğundan hareket etmek.
“Türkiye üç tarafı denizlerle, dört bir yanı düşmanlarla çevrili kara parçasıdır.” özlü deyişi de, oy verdiği partinin dışında kalanların vatan haini ya da ihanetin kıyısında olduğunu düşünmekten mensup olduğu cemaat dışındakilerin arkasında namaza durmamaya kadar nereyi tutsanız elinizde kalacak bir psikoloji toplumsal hayatı esir almış durumda. Trafikte yol da bizim, okulda zeki olan da bizim çocuğumuz. Siyah-beyaz ikileminin dışında gri bölge neredeyse yok.
Çoğulculuk, demokrasi diğerlerinin de haklı olabileceği varsayımından hareket etmek zorunda. Eğer diğerlerinin de iyi tarafları olma ihtimali yok ise o zaman ne olursa olsun hakikati, yetkiyi, gücü karşı tarafa bırakmamak gerekiyor. Diyelim ki hiç doğru yanları yok en azından şanslarını demokratik kurallar gereği...