Kupalar vitrine konulur, borçlar ise bilançoda kalır
Transfer dönemi, Türk futbolunda artık yalnızca sportif bir planlama süreci değil!. Kulüplerin omuzlarında taşıdığı ağır bir kambura dönüşmüş durumda. Transfer yaparsanız eleştiriliyorsunuz, yapmazsanız yine eleştiriliyorsunuz. Bir oyuncu alınır, "Neden bu futbolcu?" denir; alınmazsa "Yönetim neyi...
Transfer dönemi, Türk futbolunda artık yalnızca sportif bir planlama süreci değil!. Kulüplerin omuzlarında taşıdığı ağır bir kambura dönüşmüş durumda. Transfer yaparsanız eleştiriliyorsunuz, yapmazsanız yine eleştiriliyorsunuz. Bir oyuncu alınır, "Neden bu futbolcu?" denir; alınmazsa "Yönetim neyi bekliyor?" sorusu sorulur. Bugün transfer, sportif ihtiyaçtan çok bir prestij ve rekabet alanına dönüşebiliyor. "Sen şu oyuncuyu aldın, ben bunu alıyorum" anlayışı, kulüplerin gerçek ihtiyaçlarının önüne geçti. Bu baskının en önemli kaynaklarından biri de sosyal medya!. Taraftarın beklentisi anlık, futbolun planlama süreci ise sabır gerektiriyor. Bir futbolcu bir maçla yıldız, bir başka maçla yetersiz ilan edilebiliyor. Yöneticiler ve teknik adamlar da aynı hızla...