MHP ve Kurultay (2)

Liyakati hem siyasi sistem, hem ülke çapında esas almazsak, aslında herkesin ıstırabını oyla meşrulaştırmış oluruz. Hz. Peygamberin vefatından sonra, Hz. Ömer'e, Hz. Ebubekir'in hatırlattığı gibi...

Liyakati hem siyasi sistem, hem ülke çapında esas almazsak, aslında herkesin ıstırabını oyla meşrulaştırmış oluruz. Hz. Peygamberin vefatından sonra, Hz. Ömer'e, Hz. Ebubekir'in hatırlattığı gibi, “Kim ki Muhammed'e (SAV) inanmışsa bilsin ki o ölmüştür. Kim ki Allah'a inanıyorsa, bilsin ki o bakidir.” Bendeniz liderden öte, mefhumlarla çalışan mekanizmaya inanırım. Liderlerin değişmesiyle de mefkûre değişmez. O da zannımca, Müslüman Türk milletinin gark olduğu zilletten çıkması, yeniden İslam âlemine önderlik etmesidir.

Kurultay vesilesiyle nefis muhasebeleri yapılacaktır. Ancak bunu yaparken lider adaylarının mefkûre bazında yaklaşımlarını ortaya koymaları gerekmektedir. Bu bağlamda, AB ve ABD ile ilişkilerden tutunda, ülkenin geleceğine dair kültürel, ekonomik, stratejik planların ortaya konulması, ülke içindeki etnik ve dinsel kabileciliklere dair tedbirlerin belirlenmesi, kitlesel-kurumsal istişare mekanizmalarının açılmasına dair düşüncelerin ilamı, bireysel ve kitlesel çıkarlar arasında tercihlerin tayinini yapmak gerekmektedir.

Bunları yaparken de, zaten tasdik etmeye hazır kitleye anons yaparak değil, en koyusundan liberal faşiste (rengi var mı bilmem ama), en azılısından Kürt faşistine, hem MHP'nin hem de Ocakların neden gerekli olduğuna ikna edecek yaklaşımların sergilenmesi elzemdir. Bilvesile, eski ihtilafları bırakarak BBP ile ittifak yollarının tekrar denenmesi hayati önemdedir. Eğer, konu “ümmet” ağırlığı ise, o zaman ümmet olmanın “millet” olmamızdaki büyük katkısını da ortaya koymak lazımdır. Hâlbuki bizler hem milletin hem ümmetin yükünü omuzlara alarak, “kanımız aksa da zafer İslam'ın” demiştik.”

Dahası, belagatin ötesinde bir yaklaşımla ve daha da ileri giderek, Türk Milletinin varlığı ve dirliğinin, dünya Müslümanları ve halkları için neden ve nasıl bir anlam ve ümit ifade ettiğini sağlam bir mantık ve slogan ötesi dille anlatılmalı, yarışın çıtasının yükseltilmesi lazımdır. Yani Ülkücülüğün hem ülke içinde hem de dünya açısından neden gerekli olduğunu anlamak ve anlatmak gereklidir. Bu söylem, zaten davaya ikna olmuş insanları değil, bizzat muhaliflerini hatta düşmanlarını ikna edecek tarzda olmalıdır. Sonrasında adayların kendi aralarındaki faziletlerin muhakemesi gelecektir. Bu da camia olarak kimlik konusunu yeniden yapılandırmak anlamına gelir.

Çıtanın yüksek tutulması, –eğer hâlâ heyecanı varsa– davanın yücelmesi ve yükselmesi anlamına gelecektir. Kurultayı öncesinde, MHP'nin eleştirisini bizzat Genel Merkez'de milliyetçi camiaya en eleştirel bakan insanların dinlenmesiyle başlanmalı ve nerede boşluklar varsa bizzat onların eleştirileriyle boşlukları doldurarak kurultaya gidilmelidir. Necip Fazıl'ın ifadesiyle, “düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın” düsturuyla hareket etmektir esas olan. Bu silsileye, –eğer varsa– Sosyalistlerin davet edilerek seminer verdirilmesi de katkıda bulunacaktır. Korkular, ancak kendimizdendir; sadece yansıtarak rahatlamak kendimizden kaçmak olacaktır.  Varlığa, birliğe, erliğe, dirliğe selam olsun!

Gelenek babında birkaç lakırdı

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ülkücülük böyledir!(3) 10 Ağustos 2017 | 913 Okunma Ülkücülük böyledir!(2) 06 Ağustos 2017 | 450 Okunma Ülkücülük Böyledir! 03 Ağustos 2017 | 1.087 Okunma Yabancılık hissi 30 Temmuz 2017 | 313 Okunma MHP ve Kurultay (4) 27 Temmuz 2017 | 564 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar