İçimdeki adını bilmediğim karanlığa mektup...

Sıkıyor değil mi senin de boğazını kimi zaman sahibini bilmediğin nemli, acımasız, ruhunu şeytana satmış eller...İçindeki çocuğu öldürürken onlar ecinni kahkahalar atarak, uzaklaşıyor ama...

Sıkıyor değil mi senin de boğazını kimi zaman sahibini bilmediğin nemli,
acımasız, ruhunu şeytana satmış eller...

İçindeki çocuğu öldürürken onlar ecinni kahkahalar atarak, uzaklaşıyor ama
bir türlü kurtulamıyorsun; zihninin içindeler…

Göğsüne bir ağırlık çöküyor, nefes almak, yaşamak, yaşadığının farkına
varmak zor geliyor işte böyle zamanlarda…

Orada, kendinin bile olmadığı o derin, hiçbir ışığın sızamadığı yalnızlıkla baş
başa kalıyorsun…

Bağırıyorsun, ağlıyorsun, elin telefona gidiyor, bir dost sesi arıyorsun çare
olur belki diye; geçmiyor…

Perdeleri açıyorsun, odana güneşi çağırıyorsun, biraz aydınlığa ihtiyacın var;
gelmiyor…

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzzet Çapa: 'Bütün bildiklerinizi unutun, oyun yeni başlıyor' diyor Black Mirror 29 Aralık 2018 | 298 Okunma Desene güzelim sen hiç yaşamamışsın… 22 Aralık 2018 | 245 Okunma İlk Türk Netflix dizimiz benim gözümde ilk bölümden sınıfı geçti. Darısı yenilerin başına... 15 Aralık 2018 | 219 Okunma Milenyum dejenerasyonundan kurtulmak mümkün mü? 04 Aralık 2018 | 4.144 Okunma Kalbimden yükselen ses, gözümden yaş olup akıyor… 01 Aralık 2018 | 3.684 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar