Elmas, Hatice, Hacire: Annelerin merahametleri vardır!

1954 doğumluydu Hayrettin Eren. Pertevniyal Lisesinden mezun olmuş, 70’li yılların sağ-sol ayrışmasında Dev-Genç içerisinde örgütlenmiş, anlatılanlara göre “kendi yolunca memleketin iyiliğinden...

1954 doğumluydu Hayrettin Eren. Pertevniyal Lisesinden mezun olmuş, 70’li yılların sağ-sol ayrışmasında Dev-Genç içerisinde örgütlenmiş, anlatılanlara göre “kendi yolunca memleketin iyiliğinden gayrı” bir şey istememişti. 12 Eylül darbesinden 2 ay sonra, 21 Kasım 1980 günü darbeci cunta tarafından gözaltına alındığında 26 yaşındaydı.

Gözaltından sonra Hayrettin Eren’den haber alınamadı bir daha. Cunta, ne ölüsünü verdi ne dirisini. “Gözaltında kaybolma” denilen o iğrenç “infazın” kurbanı oldu Eren.

O günden, öldüğü 2019 Ağustosuna kadar Hayrettin’in annesi Elmas Eren anne, oğlunun cesedinin kendisine teslim edilmesine adadı ömrünü. Gazi Mahallesi olaylarının hemen ardından, çocukları gözaltında kaybolan annelerin bir araya geldikleri “Cumartesi Anneleri” oluşumunun sembol isimlerinden biri oldu. “Oğlumun, çiçeklerle donatacağım bir mezarı olsun istiyorum” diyordu her seferinde.

Cumartesi Anneleri oluşumunun ortaya çıktığı yıl olan 95’in Temmuz ayında, Bosna Hersek’in Srebrenica şehrinde, bütün dünyanın gözü önünde bir soykırım gerçekleşti. Sırplar, NATO askeri olacak Hollandalı itlerin güya koruduğu şehre ellerini kollarını sallayarak girdiler ve resmi kayıtlara göre şehirde 8 bini aşkın erkeği katlettiler.

O soykırım esnasında, iki oğlunu ve kocasını kaybeden Hatice Mehmedoviç anne, 7 yıl mülteci olarak yaşadıktan sonra 2002 yılında Srebrenica Anneleri isimli bir dernek kurulmasına öncülük ederek katledilen insanların gömüldüğü toplu mezarların bulunmasına ve daha da önemlisi, dünya kamuoyunun Srebnica’da yaşanan olayları “soykırım” olarak tanımasına öncülük etti.

2008 yılında Srebrenica anmaları için gittiğim Bosna Hersek’te tanıştığım Hatice anne, “çocuklarımızın, kocalarımızın mezarları olsun istiyoruz, intikam peşinde değiliz, adalet istiyoruz” demişti. Soykırımda katledilen eşinin ve iki oğlunun kemiklerini bir toplu mezarda bulalı 1 yıl olmuştu.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kültüre de düşmanlar, eğitime de! 21 Eylül 2019 | 2.038 Okunma Tek gerçek kavga: Ekmek kavgası 17 Eylül 2019 | 570 Okunma Neredesin Yusuf? 15 Eylül 2019 | 367 Okunma Cadde, buzdolabı ve sırat köprüsü 14 Eylül 2019 | 168 Okunma Aptallar, cevabın şu olduğunu görmüyorlar: Çünkü 10 Eylül 2019 | 3.160 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar