Doğudan “çevreleme” mi? “Türkiyesiz Türk Dünyası” mı? Her şey “Mekke İttifakı” ile başladı. Peki neden? Türkiye ve Azerbaycan, bu “cinnet hali”ne son vermeli.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde ilk kez böyle bir gerilim yaşanıyor. Eğer soğukkanlı bir müdahale olmazsa, derin bir ayrışma ortaya çıkar ve bu, iki ülke için de intihar anlamına gelir. Gerilimin mahiyeti, karşılıklı yanlış anlamaların çok ötesine geçti. Bu kadar olsaydı telafisi kolaydı....
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde ilk kez böyle bir gerilim yaşanıyor. Eğer soğukkanlı bir müdahale olmazsa, derin bir ayrışma ortaya çıkar ve bu, iki ülke için de intihar anlamına gelir.
Gerilimin mahiyeti, karşılıklı yanlış anlamaların çok ötesine geçti. Bu kadar olsaydı telafisi kolaydı. Karşılıklı istişarelerle bunlar aşılabilirdi. Duygusal kırgınlıklara çözüm bulunabilir, güven yeniden tesis edilebilirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in görüşmesi fırtına bulutlarını dağıtır, yola devam edilirdi.
Ama bu gerilimin iki ülkeyi de aşan, Anadolu-Orta Asya ilişkilerini koparabilecek, coğrafya parçalanmasına yol açabilecek boyutları var. Bu yüzden, yönetilmesi zor ama imkansız değil. 29-30 Ekim’de Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi, bu gerilimi ortadan kaldırmak için ilk ve belki de tek fırsat gibi duruyor.
Hemen söyleyelim ki, hamasetle, duygusallıkla, organize kamuoyu tepkileri ile yönetilebilecek bir gerilim değil bu. İşin niteliğine bakınca, iyi planlanmış bir çalışma, bir ayrışma var ortada.