İktidar ve kitap

İktidarların temsil gücü modern zamanlarda daha çok somut göstergeler üzerinden ifade edilip, okunuyor. Oysa kadim zamanlarda iktidarın gücü semboller, metaforlar ve alegoriler üzerinden okunuyordu. İktidarın sembolleri konusu her...

İktidarların temsil gücü modern zamanlarda daha çok somut göstergeler üzerinden ifade edilip, okunuyor. Oysa kadim zamanlarda iktidarın gücü semboller, metaforlar ve alegoriler üzerinden okunuyordu.

İktidarın sembolleri konusu her zaman ilgimi çeken bir konu oldu. Özellikle devlet sembolizmini teşrifat dediğimiz protokol uygulamalarının gizli detaylarından bulup çıkarmak son derece keyifli bir okuma. Nitekim, yüksek lisans tezim, Osmanlı teşrifatında ve yabancı elçilerin kabulünde bu izi aramak üzerine kuruluydu.

İktidar sembolizmini mimariden, musikiden, edebiyattan okumak da mümkün. Her biri kendi kodlarıyla bir şeyler söylüyor.

Kitabın bu sembolizmdeki yerini araştırırken, bir kaynakta Abbasi Halifesi Me’mun’a atfedilen bir söze rastladım. ‘Ne harikadır kalem! Nasıl da saltanatın zarif kumaşını dokur, hanedanlık esvabının kenar süslerini işler, hilafetin alemini yükseklerde tutar.’

Bu söz, geleneksel imparatorluk yapılarındaki ilmi ve sanatsal himaye kültürünün politik boyutunu da izah ediyor. Ama daha da önemlisi saray merkezli kitap üretim süreçlerinin dinamiklerine ışık tutuyor. Sanat ve mimarlık tarihçisi Emine Fetvacı’nın YKY’den çıkan ‘Sarayın İmgeleri’ kitabı bu konular etrafında dolaşan son derece nitelikli bir çalışma. Osmanlı sarayına mensup kişiler tarafından yazılıp resimlenen ve 16.yy. boyunca sayıları artan resimli tarih kitaplarının Osmanlı saray kimliğinin oluşmasındaki merkezi rolünü ele alıyor.

Fetvacı’nın Atayi’nin, Hada’iku’l-Hakaik’ten naklettiği bir anlatı bu kitapların nasıl üretildiğini de özetler mahiyette; tarihten nadir ve tuhaf olaylara dair hikayelerden hoşlanmasıyla tanınan Sultan Murad, ulemadan Cenani’ye tuhaf hikayelerden bir derleme hazırlamasını emreder. Cenani hazırladığı hikayeleri bir katibe yazdırır, sonra resimleri çizmesi için bir müzehhibe götürür. Padişahın meddahı Derviş Eğlence, bu olay zincirinden haberdar olunca müzehhible dostluk kurar ve metin müzehhibe gelir gelmez bir kısmını okur, oradan ezberlediği hikayeleri padişah huzurunda canlandırır. Artık Cenani’nin hikayeleri nadir, daha önce duyulmamış olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle Cenani çok küçük bir meblağ ile ödüllendirilir.

Osmanlı Sarayı’nda üretilen kitap, imparatorluk kültürünün inşasında önemli bir araçtır. Bürokratik ve sosyal hiyerarşi burada resmedilir. Politik tarih burada inşa edilir. Öyle ki kitap, bir öç alma aracı dahi olur. Tarihçi Mustafa Ali’ye göre, Koca Sinan Paşa’nın Tarih-i Feth-i Yemen’i yazdırması da, bir öç alma girişimiydi. Rakibi Osman Paşa, Yemen’e müşterek seferin tam ortasında birliklerini geri çekerek, onu müşkül bir durumda bırakmış, Sinan Paşa da, Rumuzi’ye bütün başarıyı kendisine mal edecek şekilde bir Yemen fethi tarihi yazdırmıştı. (Fetvacı, s.329). Bu anekdot, bize okuduğumuz tarihin nasıl inşa edildiğini de anlatıyor ama şimdilik bu kışkırtıcı bahsi bir kenara bırakıp, kitap mevzuundan devam edelim

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazma hikayeleri 19 Aralık 2017 | 145 Okunma İktidar ve kitap 06 Haziran 2017 | 243 Okunma Kirpiler birbirine yakınlaştığında 03 Haziran 2017 | 224 Okunma Hastane yerine şifahaneye gitmek 30 Mayıs 2017 | 189 Okunma Şehirler yoğun bakıma alınmalı 27 Mayıs 2017 | 142 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar