Rakamlar yanılsın

Bu köşede zaman zaman kullandığım iki veriyi yeniden değerlendirme vakti geldi. Bunlardan ilki tüm dünyada ticaretin ana göstergesi olan ve çarkların döndüğünün, ülkeler arasında mal...

Bu köşede zaman zaman kullandığım iki veriyi yeniden değerlendirme vakti geldi.
Bunlardan ilki tüm dünyada ticaretin ana göstergesi olan ve çarkların döndüğünün, ülkeler arasında mal alışverişinin devam ettiğini gösteren deniz yük taşımacılığı endeksi olarak da özetleyebileceğimiz Baltık Dry Endeksi’dir. Diğeri ise ağır ticari araç satışlarıdır. İşin global ayağında işler fena gitmiyor. Baltık’ta mevsimsel düşüşler olmasına rağmen, endeks son iki yılda sürekli bir artış trendinde. 2014 yılındaki rekora daha zaman olmakla birlikte son iki yılda yüzde 50’nin üzerinde yükselme var.

Nitekim, bu hareketin sonuçlarından bir tanesi olarak da Türkiye’nin yaptığı ihracatın da artış trendinde olduğunu görüyoruz. Son iki yıla bakıldığında özellikle otomotiv ihracatımız, dış pazarlardaki olumlu seyir nedeniyle yüzde 20’nin üzerinde artmış durumda.

Bu ivme önümüzdeki süreçte de sürecek ve otomotiv üretimi ve ihracatında bir sıkıntı olmayacaktır. Lakin, ağır ticari araç satışları can sıkıyor.

Zira, bu araçlar zevk için değil, iş hacmi artacaksa alınıyor. Otomobil gibi bir tüketim ihtiyacı değil. O yüzden eğer gelecekte firmalar işlerinin artacağına yönelik bir öngörüde bulunuyorsa araç yenilemeyi ya da yeni alım yoluna gidiyor.

Ülke içinde ticaretin çarklarının döndüğüne işaret eden bu rakamlar maalesef son iki yılda yüzde 46’lık bir daralmaya işaret ediyor. 2002 yılındaki topyekün çöküşü bir kenara bırakırsak, “teğet geçen” global krizle aynı seviyelerdeyiz. 2009’da 14 bin 915’lik pazar mevcuttu. Bu yılın on ayında ise 15 bin 188 oldu, son iki ayda 20 bin düzeyine çıkılsa bile durum vahim. Son 10 yılda 2009 hariç ağır ticari araç satışlarının 28-41 bin aralığında olduğunu görüyoruz. Ortalama 35 bin desek, gerileme yaklaşık yüzde 50.

Bu rakamın içinde hükümet eliyle pompalanan inşaat sektörünün yaptığı alımları da unutmayalım. Ülke bir şantiye halinde ve bu şantiyenin ihtiyaç duyduğu kamyonlar satılıyor. Lakin, şantiye ortamının da suni olduğunu sanıyorum hepimiz biliyoruz. O yüzden reel ticaret açısından durum aslında görülenden de kötü.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Son kale 01 Ekim 2018 | 73 Okunma Kiralama yoğun bakımda 17 Eylül 2018 | 140 Okunma Kamu araçları 10 Eylül 2018 | 294 Okunma Keşke yanılsam 03 Eylül 2018 | 94 Okunma İktisadi bakış 27 Ağustos 2018 | 38 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar