15 Temmuz’u NATO yaptı, unutmayalım!

Türkiye siyasi tarihinde en önemli kırılma anlarından biri olan 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin yıl dönümü için düzenlenen devlet törenlerindeki manzara, karşı karşıya olduğumuz durumu açıkça ortaya koyuyor. İçi boş “demokrasi” ve “milli irade” nutukları eşliğinde, FETÖ’yü ve “vesayet”i...

Türkiye siyasi tarihinde en önemli kırılma anlarından biri olan 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin yıl dönümü için düzenlenen devlet törenlerindeki manzara, karşı karşıya olduğumuz durumu açıkça ortaya koyuyor. İçi boş “demokrasi” ve “milli irade” nutukları eşliğinde, FETÖ’yü ve “vesayet”i lanetleyen konuşmalar. Darbe girişiminin arkasındaki asıl iradeyi irdeleyen tek bir cümleye bugünkü Hükümet yetkililerinin açıklamalarında rastlamak mümkün değil. Daha bir hafta önce Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’ndeki resmi Hükümet yaklaşımına bakınca bu durum kuşkusuz sürpriz değil.

Ancak Ankara Zirvesi, 15 Temmuz’un neden yalnızca geçmişte kalmış bir darbe girişimi olarak görülemeyeceğini bir kez daha gösterdi. Zirve’nin Türkiye açısından asıl anlamı, Atlantik sistemine Türkiye’yi yeniden bağlayacak formülleri oluşturmaktı. Bu yüzden, Türkiye ile ABD/Atlantik arasında süregelen stratejik çatışmanın en kritik dönüm noktalarından biri olan 15 Temmuz’u yalnızca 2016’nın bir olayı olarak değil, bugün de süren bir mücadelenin parçası olarak değerlendirmek gerekir.

Bugün Türkiye’deki güncel milli güvenlik sorunlarının kaynağını ve arkasındaki dinamikleri anlamak, tehditlere karşı güncel, orta ve uzun vadeli planlamaları yapabilmek için girişilen FETÖ darbesinin ulusal ve uluslararası ölçekteki esas hedeflerinin doğru bir şekilde saptanması zorunludur. Burada çok ayrıntısına girmeden 10 yıl içinde büyük ölçüde somut olarak netleşen gerçekleri başlıklar halinde sunalım:

15 Temmuz FETÖ’nün kendi başına organize ettiği bir girişim değil, iplerinin bağlı olduğu ABD/NATO’nun bir operasyonudur. FETÖ, ABD liderliğindeki Atlantik/NATO sisteminin Türkiye’deki operasyon aracıdır. 15 Temmuz’u anlamak, NATO’nun Türkiye’deki tarihsel rolünü ve 12 Mart, 12 Eylül askeri darbeleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektirir. Darbenin amacı tek başına iktidar değişikliği değil, Türkiye’nin rejimini ve dış politika yönünü değiştirmektir. Türkiye’nin Rusya, Çin, Avrasya, Suriye politikası konusunda Atlantik’ten bağımsızlaşma yönelimini durdurmaktır.

NATO’nun Ankara Zirvesi’nin Türkiye’nin önüne koyduğu şey ile 15 Temmuz’un hedefleri tam olarak örtüşmektedir. Zirve kararları ve genel olarak NATO’nun stratejik yönelimi, Türkiye’nin komşusu ve çıkar ortaklığı içinde olduğu Rusya’yı, İran’ı ve Çin’i hedef olarak tanımlıyor. ABD ve Avrupa’nın stratejik öncelikleri farklılaşsa da Türkiye’nin uluslararası alandaki konumuna ilişkin esas olarak ana çizgide çıkarları ortaktır. Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya ve Batı Asya’nın kesişimindeki Türkiye’nin konumu, Atlantik içindeki taktik ayrılıkların üzerinde ortak bir çıkar alanı oluşturmaktadır. Buna göre, Türkiye’nin AB kapısında bağlanmış, NATO dairesinin içinde sınırlanmış bir şekilde kalması gerekmektedir. Çünkü, Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran ile birlikte kendi bölgesindeki ülkelerle Atlantik sisteminden bağımsız ilişkiler geliştirmesinin önlenmesi amacına böylece ulaşmak hedeflenmektedir.

Unutmayalım, Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden yalnızca geçmişteki darbe girişiminin failleri değildir, onları mümkün kılan güvenlik ve dış politika anlayışının dayandığı emperyalizme bağımlı sistemdir. Bu nedenle 15 Temmuz geçmişte kalmış bir olay değildir. NATO’ya yeniden eklemlenme stratejisi benzer milli güvenlik risklerini yeniden üretir. NATO, bir askeri ittifak örgütünden daha fazlasıdır. Ekonomiden siyasete ve kültüre kadar ülkelerin içişlerine müdahil olan bir sistemin işlevsel bir aracıdır. Dolayısıyla ABD-Avrupa için asıl mesele Türkiye’nin karar alma mekanizmalarının Atlantik stratejisine bağlı kalmaya devam etmesidir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
15 Temmuz’u NATO yaptı, unutmayalım! 16 Temmuz 2026 | 227 Okunma Ankara’da kavga NATO’da mutabakat 11 Temmuz 2026 | 222 Okunma Yeni NATO'culuğun perişan hâli 09 Temmuz 2026 | 86 Okunma İsrail, ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne nasıl bakıyor? 25 Aralık 2025 | 94 Okunma Pentagon’da yeniden yapılanma 20 Aralık 2025 | 81 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar