Umarım, “Pandora’nın kutusu” açılmaz
Türkiye’de yaşananları gözlemeye çalışırken gözüme çarpanlar yalnızca Fenerbahçe’nin ligde başına geleni anlamama yaramakla kalmıyor [Bakınız: “Futbolumuz ne ise siyasetimiz de öyle…’ yazım], üstelik bir de tarihimizin sonucu itibariyle en belirleyici döneminin ilk bakışta göze çarpmayan...
Türkiye’de yaşananları gözlemeye çalışırken gözüme çarpanlar yalnızca Fenerbahçe’nin ligde başına geleni anlamama yaramakla kalmıyor [Bakınız: “Futbolumuz ne ise siyasetimiz de öyle…’ yazım], üstelik bir de tarihimizin sonucu itibariyle en belirleyici döneminin ilk bakışta göze çarpmayan özelliklerini kavramama da yarıyor…
Vaktiyle Fenerbahçe’de top koşturmuş futbol yorumcuları bile yıldız kadronun sahadaki perişan halini anlamakta zorlanıyor.
Teknik direktörlüğünü de yapmış eski kaptanının, yönetime yönelttiği, “Şampiyonlar Ligi serüveninde gol kralı olan, leblebi gibi gol atan adamın neden gönderildiğini” sorgulayan mesajına cevap sözü geçen oyuncudan -Talisca’dan- geldi: Sebep, kendisini takıma getiren eski yöneticiye yeni yönetimin duyduğu husumet imiş…