İtiraf ediyorum: Benim de anlamakta zorlandığım konular çok…

Gazeteci Fehmi Koru'nun bugünkü (11.06.2022)''İtiraf ediyorum: Benim de anlamakta zorlandığım konular çok…'' başlıklı yazısı.

Geçen gün katıldığım bir televizyon programında, sunucu, o günkü yazımın başlığından hareketle, “Bu olanları siz de anlamıyorsanız, kim anlayabilir ki?” anlamına gelen bir girişle sorusunu bana yöneltti.

Sağolsun, dostlar -ve tabii okurlar da- kendilerinin anlamakta zorlandıkları konuları aydınlatmamı benden bekliyorlar.

Oysa benim de anlamakta ve bazen anlasam da anlatmakta zorlandığım konular o kadar çok ki…

Bugün onlardan ikisini paylaşacağım.

Ekonomide bu ülkede yaşayan insanların büyük bir çoğunluğunu rahatsız eden, sonuçları birkaç nesli etkisi altına alacak boyutlara ulaşan sorunlar çoktandır kendini belli ediyor. Fert başına milli gelir birkaç yıl öncesinde 12.500 dolara kadar çıkmıştı; bu yılın sonunda kurda erişilecek tepetakla oluşla, o rakamın 7.000 doların altına düşmesi bekleniyor. 

Milletçe fakirleşiyoruz.

Hayat olağanüstü pahalı hale geldi.

Soruna çözüm getirsin diye siyasilerin gündeme taşıdığı bütün formüller sıkıntıları katmerleştirmekten başka bir işe yaramadı.

Kur korumalı mevduat formülü hazine üzerine devasa ekstra yükler eklediği gibi hedefine de varamadı. Kur yükselmeye, enflasyon artmaya devam ediyor.

Ekonomiyle ilgili neredeyse bütün devlet birimleri önceki gece sabaha kadar birbiri ardına yeni ve kapsamlı çözüm formüllerini kamuoyuyla paylaştılar. Kredi kartlarından yabancıların swap kullanımına kadar pek çok konuyla ilgili yeni kararlar yanında devletin kâr eden kurumlarına bağlı senet çıkarmak gibi yeni ekonomik silahlar da devreye sokulmak istendi.

‘Zihni Sinir proceleri’ kalıbıyla yaklaşılıyor ortaya atılan formüllere.

Arada akıl almaz biçimde artan kiralara %25 sınırı getirildi ve bunun kiracıları mutlu etmekten çok yasadışılığı körükleyerek devlet gelirlerini olumsuz etkileme ihtimali daha belirgin.

Bir tek ‘enflasyona dayalı süper bono’ denilen enstrüman henüz ortada yok; o herhalde en sona saklanıyor.  

Yakından izlediğim için alınan her yeni kararın uzmanlar tarafından öngörülebildiğinin farkındayım. Uzmanlar her biri için “İşe yaramaz” teşhisinde bulundular ve dedikleri de çıktı. Şimdiye kadar alınan çözüme dönük kararların hiçbiri işe yaramadı; her biri sorunu biraz daha içinden çıkılmaz hale soktu.

Uzmanlar şimdilerde ölümcül hastaya doktorların “Canın ne isterse yiyebilirsin” öğüdüne benzer bir ifade kullanmaya başladılar. “Reçeteler tutmaz” diyorlar.

Gelelim bu konuda anlamadığım noktaya…

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Dodurga seçimi başarısı.. Ücret ve maaşlara zamlar.. Madrid zaferi.. Baskın seçim mi geliyor?  04 Temmuz 2022 | 3.482 Okunma Siyasette son sözün sahibi hep ekonomi olmuştur.. Günümüz politikacıları bunu bilmiyor olabilirler mi?  03 Temmuz 2022 | 1.017 Okunma İktidarlar sona doğru ne yapsalar kendilerini beğendiremezler.. AK Parti de bugün o durumda…  02 Temmuz 2022 | 2.161 Okunma “Ânı yakalamak” ile “Zamanın ruhu” arasında fark var.. Latince’den İngilizce’ye ve oradan Türkçe’ye çeviri sorunlu… 01 Temmuz 2022 | 1.016 Okunma NATO’da kim kazançlı çıktı? Türkiye zafer kazandı mı? İktidar bu moralle seçime gider mi? 30 Haziran 2022 | 1.973 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar