‘Her şey çoook güzel’ MİŞ!

Ayaküstü, “kederli dörtler korosu” olarak, hayatın aksayan yönlerini konuşuyorduk. “Kederli dörtler korosu” dediğime bakmayın, yandık bittik kül olduk, vay gençler ne kadar bozuldu söylemi değil...

Ayaküstü, “kederli dörtler korosu” olarak, hayatın aksayan yönlerini konuşuyorduk.

 “Kederli dörtler korosu” dediğime bakmayın, yandık bittik kül olduk, vay gençler ne kadar bozuldu söylemi değil bizimki. Kadim olan dertler ile yeni dertleri, sistemsel dertler ile bireysel dertleri, ahiret bilinci eksikliğinden kaynaklanan dertler ile şehir hayatının dayattığı dertleri, düğüm olmuş bir çilenin içinden çıkarmaya çalışan bir hal ile kederli idik.

 Kederimiz giderek artıyor, çünkü dört bir taraftan “reis bunları halleder niye bunları reise söylemiyorsunuz bir randevu alsanız” diyerek kendi mesuliyetini parantez içine alanlarla, ya da, “Bütün bunları AK Partiyi iktidar etmeden önce düşünecektiniz” diyenlerle karşılaşıyoruz.

 İnsanları bu kadar mesuliyetsiz kılan nedir?

 Bu iki söylem birbirine çok uzak gibi geliyor değil mi? Hayır değil. Bunlar  aynı madenin iki farklı yüzü. 

 Benim okumalarım  gündelik siyaseti merkeze almayan okumalardır. Ahlak ile ilgilenirim. Ve esasında insanın fıtratının bozulmasını ya da olgunlaşmasını merkeze alırım.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kapaklı olan her şeyin kitap olma(mak)klığına dair... 15 Nisan 2020 | 2.056 Okunma Evde mi kalıyoruz yoksa ekrana hapis bir hayat mı yaşıyoruz? 10 Nisan 2020 | 2.250 Okunma Kadim kültürde korku ve endişe metafizik ürpertiden payını alırdı... 08 Nisan 2020 | 170 Okunma Hayatı eve sığdırmak için  babalar biraz gayret etse.. 03 Nisan 2020 | 2.300 Okunma Kirli eller, ekonominin yürüyüşünü nasıl etkileyecek? 01 Nisan 2020 | 2.490 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar