Gündelik hayatın “sahne”si...

- I- Treni kaçırdık. Onlar, yani 25 yaşlarındaki bir genç kız ile delikanlı treni yakalamak için değil de sanki arkalarından kovalayan varmışçasına koştu.

Ben kaçıracağımı peşinen bildiğim için nefesimi beyhude tüketme girişiminde bulunmadım. Havanın ayaza çalan halinden korunmak için çantamdaki şalı çıkardım. Metal bankın üzerine oturdum. Eskiden yani çocukluğumun istasyonlarında banklar ahşap olurdu. Oturur oturmaz böyle ürkütmezdi insanı.

Delikanlı, üşüyorum diyen kızıl saçlı genç kıza montunu vermeyi teklif etti. Genç kız bir tv dizisi ve o dizideki kahramanın adını söyledi. Bilmediğim için aklımda yer etmedi. (Üzerine yazacağımı düşünseydim bir şekilde aklımda tutmaya çalışırdım. O sıra yazmak gibi bir niyetim yoktu. Şimdi başka bir anın hatırlanmasıyla gelip kalemime yerleştiler.)

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Millet Kütüphanesi’nin açılışında rastladığım “Millet” 26 Şubat 2020 | 2.143 Okunma Kitapçı, kitaplar, gözyaşı ve ağıt 21 Şubat 2020 | 82 Okunma Bir karşılaşma mekanı olarak kitap fuarları... 19 Şubat 2020 | 72 Okunma “Bu oyun can sıkıntısını sonsuza kadar gideriyor” 14 Şubat 2020 | 156 Okunma “Gözün Vicdanı” ve “Küresel Şehrin Vicdanı” İstanbul’da! 12 Şubat 2020 | 133 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar