İtaat ve özgürlük

İtaat konusu hem dinin, hem de bütünüyle dünya düzeninin vazgeçilmezidir.Başta Allah’a itaat etmeyenler nice hasis duygulara, insanlara, putlara itaat ederler. Yani her hangi bir güce itaat etmeyen kimse yoktur. Nefsinin arzularına, paraya...

İtaat konusu hem dinin, hem de bütünüyle dünya düzeninin vazgeçilmezidir.

Başta Allah’a itaat etmeyenler nice hasis duygulara, insanlara, putlara itaat ederler. Yani her hangi bir güce itaat etmeyen kimse yoktur. Nefsinin arzularına, paraya, kadına, erkeğe, bilime, makama, şöhrete… Hiç birimiz hiç itaat etmemeyi başaramayız. Böyle bir dünya yok. O halde önemli olan itaati akıllıca, insanca ve hak edene yapmaktır.

Özgürlükle itaat birbirine zıt değildir. Mesele bunların dengeli ve yerli yerinde kullanılmasıdır. İnsan için mutlak bir özgürlükten söz edilemeyeceği gibi mutlak bir itaatten de söz edilemez. Hiç kimse canının her istediğini yapamaz. Kimse de kimseye canının her istediğini yaptıramaz.

Kadının kocasına itaati her iki taraftan da istismar ediliyor. Önce Allah’a itaat etmeyen, ama müslüman olduğunu söyleyen koca, karısının her konuda muti olmasını sağlamak için ona, kendisine itaat etmesinin dinin emri olduğunu dayatıyor. Oysa öncelikle o Allah’a itaat etmeli ve görevlerini yerine getirmelidir. Böyle yaparsa eşinden her konuda itaat bekleyemeyeceğini anlayacaktır.  Yani mesele, bir kadın meselesi olmaktan önce, bir erkek meselesidir de.

Diğer taraftan feministler kadını ve erkeği ayrıştırıp birbirleriyle dövüştürüyor ve onları üstün gelme yarışına sokuyorlar. Sonunda kadın erkeğe, erkek kadına eş, dost, yardımcı olma yerine düşman kesiliyor. Böylece de ya zayıf olan taraf diğerine kayıtsız şartsız boyun eğiyor, eziliyor, horlanıyor. Ya da herkes serkeşlik/nüşûz ediyor, huzuru dışarıda arıyor ve sonunda aile dağılıyor. Eşine itaat etmeyen birisi, onlarca ne olduğu belirsize itaat eder hale geliyor.

Oysa İslam’da evin reisi erkektir, sadece kadın değil bütünüyle ev halkı ona itaat eder denmesi, o yat deyince onlar yatarlar, kalk deyince kalkarlar, ne derse yaparlar demek değildir. Aile bir yönetim birimidir ve Allah (cc), “müminler işlerini kendi aralarında istişare ile hallederler” buyurur. Aksi halde koca despot bir monarka dönüşür. Diyelim ki, bir konuda ailede istişare edildi, tartışıldı ve bir noktaya gelinemedi, o zaman bir son karar vermesi gereken merci olmalıdır ki, işler yürüsün. İşte bu da kocadır demektir. Diğer bütün idari birimlerde de böyle değil midir? Çünkü eşyanın tabiatı bunu gerektirir. Aksi, anarşidir, fesattır. Karar yanlışsa ceremesini de kararı veren çeker.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İlmin ve alimin değerli olmasının sebepleri 24 Ocak 2021 | 134 Okunma Âlim dini bilen midir dünyayı bilen mi? 22 Ocak 2021 | 141 Okunma Neden Kuranıkerim bilimden değil de bilgiden söz eder? 17 Ocak 2021 | 611 Okunma Küresel bir İslam yönetim örneği, Zülkarneyn 15 Ocak 2021 | 683 Okunma O halde meseleyi nasıl doğru anlayabiliriz? 10 Ocak 2021 | 182 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar