Aynılar aynı, ayrılar ayrı yerde
Deniz Baykal 2010 yılında CHP Genel Başkanlığından istifa ettiği basın toplantısında “Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı ifade etmek isterim” demişti. Baykal siyasi yolculuğunda defalarca düşüp kalkmış, defalarca istifa edip geri gelmişti. Kaset komplosu sonrası istifa ederken de geri gelmeyi umuyordu. Genel Başkanlığa veda konuşmasında Okyanus ötesine, yani FETÖ elebaşına selam gönderirken aslında söylemek istediği şuydu: “Pes ediyorum. Size boyun eğiyorum.
Deniz Baykal 2010 yılında CHP Genel Başkanlığından istifa ettiği basın toplantısında “Pensilvanya’dan aldığım üzüntü ve destek mesajlarının samimiyetine inandığımı ifade etmek isterim” demişti.
Baykal siyasi yolculuğunda defalarca düşüp kalkmış, defalarca istifa edip geri gelmişti. Kaset komplosu sonrası istifa ederken de geri gelmeyi umuyordu. Genel Başkanlığa veda konuşmasında Okyanus ötesine, yani FETÖ elebaşına selam gönderirken aslında söylemek istediği şuydu: “Pes ediyorum. Size boyun eğiyorum. Sizinle uyumlu çalışacağım. Ne derseniz yapacağım. Beni harcamayın.”
İş işten geçmiş, kalem kırılmış, Baykal yerine Kılıçdaroğlu hazırlanmıştı. Nitekim Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanlığı süresince FETÖ ile iyi geçindi. FETÖ’cü danışmanlar, belediye başkanları, milletvekilleri CHP’yi istila etti. 15 Temmuz gecesi Kılıçdaroğlu darbeyi televizyondan “umutla” izledi, Yenikapı’daki buluşmaya katılsa da FETÖ ile dayanışmayı sürdürdü.
Kılıçdaroğlu da FETÖ’nün gücünün kendinden menkul olmadığını, Fetullah Gülen isimli sünepenin kendi başına böyle Türkiye siyasetini dizayn edecek kudrete sahip olmadığını, FETÖ’nün uluslararası bir gücün aparatı olduğunu elbette biliyordu. O gücün kendisini iktidara taşıyacağına inanıyordu.
Ne var ki olmadı. 2023 seçimleri sonrasında bu sefer Kılıçdaroğlu’nun kalemi kırıldı. Bu sefer kaset kumpası değil kurultay kumpası düzenlendi. Ekrem İmamoğlu ve onun vesayeti altında Özgür Özel CHP’nin idaresine geldiler.
Kılıçdaroğlu pes etmedi. Siyasetten çekilmedi. Sabretti ve CHP’nin genel başkanlık koltuğuna yeniden oturdu. İlk açıklamaları önemliydi: “Haykırarak söylüyorum, FETÖ başta olmak üzere, hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı olmamış başı dik bir adam duruyor karşınızda… FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum…”
Kılıçdaroğlu’nun FETÖ ve yurtdışı odaklı yapılarla bağlantısı olmadığı beyanı tartışılır; ancak FETÖ ajanları nedeniyle özür dilemesi samimi olsa gerek. Samimiyetten ziyade ortada bir makas değişikliği olduğu çok açık. Kılıçdaroğlu kaleminin kırıldığını görüyor ama Baykal gibi “beni kullanın” demek yerine çok açık biçimde FETÖ ve uluslararası yapılara savaş açıyor.
CHP fiilen bölündü, resmi olarak bölünmesi de yakındır. Özgür Özel, yeni bir partiyi seçime hazırlamak için vakit ve nakit bulmakta zorlanacaktır. Bugün Özel’le hareket edenlerin çoğu CHP’ye katılacaktır. Kavgaya girmeyip uzaktan izleyenler yakında saflarını Kılıçdaroğlu lehine netleştirecektir. Bölünen taban da büyük oranda “baba ocağına” dönecektir. İmamoğlu ve Özel’in elinde ise FETÖ artıkları ile yolsuzluğa bulaşmış kirli isimlerin dışında kimse kalmayacaktır.
FETÖ’nün CHP’yi ve Türkiye solunu parmağında oynatma kabiliyetini hepimiz biliyoruz. Bunu kaset komplosunda gördük. Gezi olaylarında gördük. İmamoğlu vakasında, Özgür Özel’in yükselişinde gördük. Şimdi hemen tamamı Atatürkçülük kisvesine bürünen sosyal medya hesaplarının CHP tabanına nasıl önderlik ettiğinde de gördük. Bugün Özel ve İmamoğlu lehine, Kılıçdaroğlu aleyhine kopartılan fırtınanın ve yaygaranın kaynağının FETÖ olduğuna da hiç şüphe yok.
Eğer Kılıçdaroğlu bahsettiği “arınmayı” gerçekleştirebilirse, aynılar aynı, ayrılar ayrı yerde toplanacaktır. Bu arınma sadece CHP’yi değil, Türkiye siyasetini safralarından, virüslerinden kurtaracaktır. Kutuplaşma ve gerilim hızla düşecek, Türkiye siyaseti harici müdahalelerden kurtulacak, siyaset daha makul bir zeminde ilerleyecektir.
İsrail’in kudurmuş bir halde bölgede terör estirdiği, ajanları, aparatları ve vekil terör örgütleriyle istikrar ve güvenliği tehdit ettiği bir düzlemde, “arınma” ile PKK’nın ardından FETÖ terör örgütünün de siyaset üzerindeki vesayeti kırılacaktır. Bir araya toplanmış ayrık otlarının tasfiyesi de daha kolay olacaktır.
Özgür Özel’e “fareli köyün kavalcısı” demek yanlış olmaz; köyün farelerini arkasına takmış gidiyor. Umduğunu bulamayınca, kalemi kırılınca değil köye, Manisa’daki eczanesine bile dönemeyebilir.