Yüz yıl önce yüz yıl sonra

İl ve ilçe müftülerine nikâh yetkisi veren düzenlemeyi de, her şeyi olduğu gibi münferit bir olaymışçasına, bütünden soyutlayıp tek başına ele alırsanız “bu...

İl ve ilçe müftülerine nikâh yetkisi veren düzenlemeyi de, her şeyi olduğu gibi münferit bir olaymışçasına, bütünden soyutlayıp tek başına ele alırsanız “bu değişikliğin dini düşünce, yaşam tarzının değiştirilmesiyle alakası yok” diyerek geçiştirebilirsiniz. 
Oysa olayı bütünü içinde ele alınca, okula yönlendirmede Diyanet’e verilen yetkiler, okullarda cihat öğretilmesi, Bakanlık ile imzalanan anlaşmalar gereği, Milli Eğitim’in tümüyle Ensar Vakfı’nın insafına terk edilmesi gibi olaylar ve iktidarın önde gelen sözcülerinin açık ikrarları hatırlanınca, olayın bir yönelişin etaplarından biri olduğunu görmemeniz imkânsızdır. Tabii izanınızı tümden yitirmediyseniz eğer... 
Ama izanını tümden yitirmişler, siz ne derseniz deyin, hangi kanıtı gösterirseniz gösterin, size “niyet okuyorsun” diye dudak büküp geçebilirler. 
Dün niyet okuyorsun diye kale almadıkları uyarılarınızdaki tehditlerin bugün gerçekleşmiş olduğunu da ne kadar kanıtlarıyla ortaya koysanız bir şey değişmez, laik Cumhuriyet karşıtlıkları onların gözlerini kör, kulaklarını sağır, vicdanlarını işlemez kılmıştır. 
En doğrusu onları artık yok sayıp aldırmamak ve doğru bildiğini söylemeyi sürdürmektir. 
Onun için bir defa daha belirtelim ki müftülere nikâh yetkisi vermeyi öngören düzenlemenin laik Cumhuriyeti “tağyir ve tebdil etme” yolunda atılmış yeni bir adım olduğunu söyleyenler yerden göğe haklıdırlar.

***

Gelişmeleri uzun sayılacak bir zaman perspektifi içinde izlemek daha da çarpıcı saptamalara götürüyor. 
Türkiye Cumhuriyeti’nde bu, düzenlemenin tasarlandığı, bu tartışmanın yapıldığı yıl 2017’dir. 
Yüzyıl önce 1917’de Osmanlı İmparatorluğu’nda aynı konu tartışılıyordu. 
Ama bu kez konu tam tersi bir nedenle, Osmanlı’nın bütün vatandaşlarının din farkı olmaksızın, sivil evlenme esasına bağlandığı düzenleme getirildiğinde tartışma konusuydu. 
2017’de ise müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmek istendiğinden konu gündemde. 
1917’de Osmanlı Türkiye’sinde şeriye mahkemeleri de şeyhülislamın denetiminden çıkarılıp “Adliye Vekâleti”ne bağlanıyordu. 
2017 Cumhuriyet Türkiye’sinde Cumhuriyet’in, bekçileri ve savunucularını Fethullah cematinin mensubu oldukları savıyla kovuşturulan savcılar yargılatıyorlardı. 
1917’de 1. Dünya Savaşı içindeki Osmanlı Türkiyesi’nde öğretmenler askerlikten muaf tutuluyorlardı. 
2017 barış içindeki Cumhuriyet Türkiye’sinde bir yandan öğretmen açıkları sürerken öte yandan binlerce öğretmen işsiz, atama bekliyordu. 
1917’de, Osmanlı Türkiye’sinde, vakıf gelirleriyle yaşayan ilkokulların denetimi şeyhülislamın karşı çıkmasına karşın, şeyhülislamlıktan alınıp Maaif Vekâleti’ne veriliyordu. 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Cüppeli vesayet 22 Ocak 2021 | 477 Okunma Trump teselli mi? 19 Ocak 2021 | 371 Okunma ‘Darbe’yi açıkça konuşmak-III 15 Ocak 2021 | 281 Okunma Darbeyi açıkça konuşmak - II 12 Ocak 2021 | 234 Okunma ‘Darbe’yi açıkça konuşmak - I 08 Ocak 2021 | 257 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar