Ali Sirmen
Ali Sirmen Cumhuriyet

Muhalefetin bedeli

14 Eylül 2017 | 69

Hiç de kısa sayılmayacak yaşamımda üç rüyayı tekrar tekrar görürüm, daha doğrusu görürdüm. 
Birincisi gençlik yıllarımda sıkça gördüğüm “uçma” olayıydı. Arada rüyalarımda sıkışık durumda kaldığımda bir tehlikeden kaçarken son anda havalanıp uçmaya başlardım. Kimi zaman da çabalar, yırtınır, bir türlü yerden yükselemezdim. 
İkinci rüyam, okulu bitirdikten yıllar sonra, yeniden okula ve sınava çağırılmam olurdu. Nafile yırtınırdım: 
- Ben okulu bitireli yıllar oldu, üniversiteyi bile tamamladım! 
Üçüncüsü, birden kendimi yine hapiste bulma rüyasıydı. 
- Hay Allah yine mi hapis? Ne zaman bitecek bu, diye sorarken evdeki yatağımda uyanırdım. 
Artık ne uçuyorum, ne tekrar sınava, ne de hapse giriyorum. Hepsi geride kaldı. 
Ama 11 Eylül Pazartesi daha önce geçirdiğimi tekrar yaşadığım bir “deja vu” günü oldu. 
Cumhuriyetçi arkadaşlarımızın duruşması için Silivri’de olduğum pazartesi sivil vesayet döneminde yargıçların rütbeli üniformalarının olmayışı dışında, duygu ve düşünce açısından her şey askeri vesayet dönemlerindekinin aynıydı. Jandarmaların varlığı işin militer yanının eksik kalmamasını sağlıyordu.

***

Kolay değil, yaşananlar 35 yıl aradan sonra yineleniyordu. 
35 yıl önce, yasal olarak kurulmuş toplantıları için gerektiğinde sıkıyönetimden izin çıkmış bir derneğin, ne zaman, nasıl, üyelerinin hangi fiiliyle illegal çizgiye kaydığı konusunda bir tek somut olay, kanıt, delil olmadan insanlar tutuklu olarak yargılanıyorlardı. Her şey çıkarsama yoluyla yapılıyor, mahkemenin sorduğu bütün sorular iddiaların abesliğini ortaya koyuyordu. 
Bu kez Cumhuriyetçilerin yargılanmalarında durum aynıydı. 
Geçenlerde, biri sordu: 

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER