Ömer Lekesiz Yeni Şafak Gazetesi

Ölüm imgeleri

Ahmet Güneştekin’in Ölümsüzlük Odası’nda ölüm imgelerinden üç tanesinin baskın olduğunu görüyoruz: Kurukafa, boynuz ve yılan. Elbette ölüm imgeleri bunlardan ibaret değildir; zamanı...

08 Ekim 2019 | 60 okunma

Ahmet Güneştekin’in Ölümsüzlük Odası’nda ölüm imgelerinden üç tanesinin baskın olduğunu görüyoruz: Kurukafa, boynuz ve yılan.

Elbette ölüm imgeleri bunlardan ibaret değildir; zamanı imleyen kum, her türden saat, güneş, siyah (gece, karanlık), sarı; nesnelerden mum, canlılardan karga, kedi, akbaba, yarasa, baykuş... da en çok bilinen ölüm imgeleridir.

Güneştekin’in bunlardan kurukafa, boynuz ve yılan’ı seçmiş olması, Mezopotamya mitolojisinden en başat olanı gözetmesine ve bu gözetmede modern bir tutumu izlemesine yorulabilir.

Şöyle ki, semavi ve dünyevi inanışların hemen hepsinde kendisinden şu ya da bu oranda bir iz bulunan Mezopotamya Mitolojisi’nde inanmanın bir mana olduğu, en azından Enki ve Ninhursag mitine esas yazıtların çözümünden beri bilinmektedir. Konuyu, manadan lafza taşıyarak düşünenler ise bizleriz, yoksa mezkur metnileri yazanlar değil.

Bizim buna mahsus tefekkürümüzün temeli ise Yunanî’dir. Zira Mezopotamya’da tek anlamda toplanan sonsuzluk ve sonluluk terimleri, lafzen ilkin Yunanca’da bios ve zoe kelimeleriyle ayrıştırılmıştır. Carl Kerényi, bunu şu cümlelerle anlatmaktadır:

“Biologos sözcüğü Yunanlar için bir bireyin tipik yaşamını taklit eden ve taklidiyle bunun daha tipik görünmesini sağlayan bir kişi anlamına gelmekteydi. Bios ise, thanatos yani ‘ölüm’ü dışladığı kadar ona böylesi karşıt bir anlamda değildir. Aksine tipik bir ölüm, tipik bir yaşama aittir. Bu yaşam aslında oluşu sonlandırma şekliyle nitelendirilir. (...) Zoe, thanatos için özel bir karşıtlık sunmaktadır. Yunan bakış açısından modern biyolojinin ‘zooloji’ olarak adlandırılması gerekmektedir. Zoe, ilave bir nitelendirme olmaksızın düşünülen ve sınırsız deneyimlenen yaşamdır. Günümüzde ‘yaşam’ olgusunu öğrenen kişi için, zore’nin sınırsız şekilde deneyimlenmesi bütüne ait değildir, yalnızca bakış açılarından biridir. (...)

YAZININ DEVAMI

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ukbe b. Nâfi’nin cehdi 02 Mayıs 2024 | 397 Okunma İslâmî hareketten kavramlar savaşına… 30 Nisan 2024 | 138 Okunma İslâmcılık teriminin siyasî soykütüğü 27 Nisan 2024 | 161 Okunma Siyonazilerin vasıfları 23 Nisan 2024 | 102 Okunma Altın Buzağı’dan Kızıl Düveye 20 Nisan 2024 | 263 Okunma