İsmail Kılıçarslan Yeni Şafak Gazetesi

Nabi Hocayı dinlerken

Hikâyeyi biraz baştan alayım. Son beş yıldır üst başlığında “kültür” olan hemen her oturumda yahut kültür sanat hayatına yön veren her insanla yaptığım görüşmede...

10 Şubat 2018 | 258 okunma

Hikâyeyi biraz baştan alayım. Son beş yıldır üst başlığında “kültür” olan hemen her oturumda yahut kültür sanat hayatına yön veren her insanla yaptığım görüşmede anlattığım bir proje vardı: “Açık Üniversite.”

Bu modelde, alanının en iyi hocaları kayıt yaptıran her yaş ve ilgiden öğrenciye belirli bir konuda, programı hazırlanmış bir ders verecekti. Söz gelimi Tufan Gündüz Hoca “Türk Siyasi Tarihinde Siyasetnameler”, söz gelimi Ergün Yıldırım Hoca, “Sosyolojik Düşünmek” derslerini verecekti. “Şu meseleyi bir öğrensek” diyen herkesin o meseleyi en iyi hocalardan öğrenmesi bir yana, finalde alacakları katılım belgeleri de işlerine yarayacaktı.

Bu beş yıl boyunca bu projemi anlattığım hemen herkes “güzel projeymiş” dedi ama hiçbiri de “yahu bunu hayata geçirelim” demedi. Kütahya Belediyesi hariç... Geçtiğimiz yıl bir konferans vesilesiyle gittiğim Kütahya’da “Açık Üniversite” projesini anlattım yetkililere. Onlar da “bunu hayata geçirelim” dediler ve iki gün önce bir açılış dersiyle başladı proje. 3 ay boyunca alanında en yetkin hocalar 12 ayrı başlıkta dersler verecekler Kütahya’da. Öğrenci katılımı çok yüksek… Görünen o ki dersler de çok bereketli olacak inşallah.

Sağ olsunlar, Kütahya Belediyesi’nin güzel insanları “projenin fikir babası” ve “gönüllüsü” olarak beni de davet ettiler. Ben de bu vesileyle Nabi Avcı Hocanın verdiği açılış dersini dinleme fırsatı buldum.

Nabi Hocanın “sanayi devrimiyle hayatımıza giren ‘fabrika tipi okul’ modeli kökünden değişmeli. Okulun başka türlü yaygınlıklar kazanması çok önemli” tespiti bence dersin en önemli tespitiydi.

Hadi şunun adını şöylece koyalım. Bugün tüm dünyada cari olan eğitim sistemleri temelde sadece “uzman” yetiştirmeye odaklanmış durumda. Uzmanlaşmak, aynı zamanda “başka alana sağır kalmak” gibi çok ciddi bir tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Hep söylüyorum. Hasta yakınına vefat haberini doğru düzgün bir iletişim modeliyle verememek doktorun değil, onu yetiştiren sistemin sorunudur. Matematikten anlamayan ilahiyatçı, müzik bilmeyen mimar… Bunlar “fabrika tipi okul” modelinin tedavisi olmayan yan etkileri. “Ben iktisatçıyım. İşletmeden anlamam” diyen insanlar gördü bu gözler.

YAZININ DEVAMI

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Sosyal çürüme yazıları 6: Gösterişli sefalet cumhuriyeti 30 Nisan 2024 | 3.469 Okunma Bi şey yapmalı! 28 Nisan 2024 | 416 Okunma Sosyal çürüme yazıları 5: Varlık vehmi cumhuriyeti 27 Nisan 2024 | 337 Okunma Sosyal çürüme yazıları 4: Ahlâkî pozculuk cumhuriyeti 23 Nisan 2024 | 452 Okunma Sosyal çürüme yazıları 3: Şişirilmiş dudaklar cumhuriyeti 20 Nisan 2024 | 918 Okunma