Erdoğan'ın traktör önünde verdiği 'galoşlu' fotoğraf!

İnternethaber yazarı Süleyman Özışık "Galoş" başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Polatlı'da traktörün önünde verdiği galoşlu fotoğrafın "işleri güçleri sabahtan akşama kadar heykel açılışı yapmak veya yapılmış heykelleri yıkayıp cilalamak!" olanlar tarafından eleştirildiğini yazdı.

İnternethaber yazarı bu zihniyette olanlar için "şehit evine veya taziye evine ayakkabıyla veya galoşla girince sorun yok. Ama Erdoğan toprağa galoşla basınca çen çen ötmeye başlıyor" dedi.

Şimdi bu kafa son olarak neyi eleştiriyor biliyor musunuz? 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, traktörün önünde verdiği galoşlu fotoğrafı

Bakın!

Erdoğan'ın arkasındaki traktör var ya. Cumhuriyet tarihinde ilk kez üretimi yapılan yerli ve milli elektrikli bir traktör. Ama adam, bu üretim hakkında iki güzel söz söyleyeceğine, Erdoğan'ın ayağındaki galoşu gündeme getiriyor.

"Cumhurbaşkanı, çiftçinin emek verdiği tarlasına galoşlarıyla basamaz" diyor iyi mi?

Kendisi şehit evine veya taziye evine ayakkabıyla veya galoşla girince sorun yok. Ama Erdoğan toprağa galoşla basınca çen çen ötmeye başlıyor.

Bu sakat kafalar çıkıp, “Biz ülkeyi yönetirsek her şey çok güzel olacak” diyor ve bazı kesimler de buna cidden inanıyor ya…

Ben de buna yanıyorum!

Özışık'ın yazısında kullandığı ifadeler:

Dünyanın en muazzam eserini de yapsan bunlar için kıymeti harbiyesi olmuyor. 

Farz-ı misal…

Bir zamanlar keçi patikasını andıran yolları, uçak pistini aratmayan otobanlara çeviriyorsun, ama beğendiremiyorsun. "Bunların derdi yol falan değil şekerim. Akaryakıtın daha çok alınmasını istiyorlar, çünkü akaryakıttan daha çok vergi almanın derdindeler" diye yorum kasıyorlar.

**

Aşılmaz dağların içinden tüneller geçiriyorsun. "Tünel midir patates deposu mudur anlamadım. Oysa şu tünellerin içinden geçerken gelincik bahçesinden geçiyormuşuz hissi verilebilirdi. Hiç beğenmedim" diye burun kıvırıyorlar.

** 

Ülkenin dört bir yanını demir ağlarla örüyor, eski kara trenleri kaldırıp yerine hızlı trenler getiriyorsun. Ya, "Nostalji olsun diye bindiğimiz trenlerimizi elimizden aldılar" diye itiraz ediyorlar. Ya da "Japonya’da 500 kilometre hızla gidiyor anacım, siz hızlı tren görmemişsiniz" diye karalamaya çalışıyorlar.

Süleyman Özışık'ın yazısının tamamı