KAMU PERSONEL REJİMİ

Şu anda Türkiye’nin önündeki  önemli meselelerden biri de kamudaki personel keşmekeşliğidir. Arzu edilen, çağdaş, standart, muafiyet ve istisna barındırmayan ve sistematiği olan bütünlüklü bir...

Şu anda Türkiye’nin önündeki  önemli meselelerden biri de kamudaki personel keşmekeşliğidir. Arzu edilen, çağdaş, standart, muafiyet ve istisna barındırmayan ve sistematiği olan bütünlüklü bir kamu personel reformunun uzun zamandan beri yapılamaması, karşımızda bir sorunsal olarak durmaktadır. Ülkemizde uzun zamandan beri çağdaş ve bütünlüklü bir personel rejimi mevzuatı oluşturma, personel reformunu gerçekleştirme hedef ve planları yapılmakla birlikte, bu hala gerçekleştirilememiştir.

          Kamuda şu anda personelin tabi olduğu rejim, atanma, çalışma koşulları, statü, unvan ve yükselme, özlük hakları, disiplin vb. açılardan tam bir dağınıklık, bolünmüşlük, irrasyonalite ve standart dışılık söz konusudur. Bu durum her zaman adaletsizliğe ve hakkaniyete aykırı iş ve işlemlere yol açma tehlikesini de beraberinde getirmektedir.

           Memurlar 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı meşhur Devlet Memurları Kanununa, işçiler iş kanununa tabi çalışmaktadırlar. Askerler askeri kanunlara, polisler polis vezife ve selahiyetleri kanununa, hakim ve savcılar hakim ve savcılar kanununa … tabi vazifelerini yürütmektedirler. KİT’lerde çalışanların bir kısmı 399 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamında emekli sandığına tabi, bir kısmı idari hizmet sözleşmeli (3 yıllık sözleşme ) olarak, bir kısmı yüklenici (taşeron) firma elemanı olarak çalışmaktadırlar. Sağlık hizmetleri sınıfında ise memurların yanı sıra 4/a,  4/b, 4/c, 4924 sayılı kanuna tabi çakılı sözleşmeli personel vb. çok çeşitli statülerde personel istihdam edilmektedir. Yani akıl almaz ve içinden çıkılmaz karmaşa ve mevzuat yığını vardır.

           1999 yılına kadar kamuda her kurum kendi personelini kendi almakta, sınav ve atamalarını kendi bünyesinde yapmakta idi. Fakat 1999 yılında DMS ile kamuda merkezi personel alım sınavları uygulanmaya başlandı. Bu sınavın adı 2000’ de KMS, 2001’ de ise KPSS oldu. Daha sonra kurumların yapmış oldukları A kadroları yani meslek kariyer sınavları ile alımlarda da KPSS sınavlarında alınan puanlara göre elemasyon usulü getirildi.

Daha sonra bu elemasyon usulünden tekrar vazgeçildi. Yani üniversiteyi bitiren kişiler KPSS puanı ve sıralaması olmaksızın A kadroları için kurumların açacakları yazılı sınavlara  doğrudan başvuru hakkına sahip oldular.

Merkezi sınav sisteminin getirilmesinin nedeni kamudaki kayırmacılığın ve torpilin önüne geçmekti. Bu konuda biraz başarılı olunduğu söylenebilse de bütünlüklü ve sistemik bir yapının kurulmaması nedeniyle yolsuzluk, kayırmacılık ve torpilin önüne geçildiğini söylemek mümkün değildir. Muhtelif zamanlardaki soru çalma vakaları, özellikle 2010 yılındaki KPSS sorularının çalınması, memur alımlarında ve görevde yükselme ve unvan değişikliği iş ve işlemlerinde yazılı sınavlar sonucunda yapılan mülakatlarda adamı olanların ve torpili olanların hedeflerine ulaşması ve başarılı olması, kamuda tayin ve yer değişikliklerinde ihtilas, irtikap, adam kayırma ve torpilin söz konusu olması toplum vicdanını ve toplumdaki adalet duygusunu feci şekilde yaralamaktadır.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
S-400 HAVA SAVUNMA SİSTEMİ 11 Temmuz 2019 | 132 Okunma Yeni dönem siyaset 25 Haziran 2019 | 34 Okunma Çifte standartlı siyaset 24 Haziran 2019 | 55 Okunma OSLO-HABUR-MEGRİ MEGRİ-BARZANİ 17 Haziran 2019 | 10 Okunma DÜNYA SAVAŞI-11 05 Haziran 2019 | 105 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar