O ayakkabı Necip Fazıl’ın ayakkabısı!
Yurdakul (Dağoğlu) Abi bizi Vosvos’uyla Beşiktaş motor istelesine bırakıyor, oradan evine gidiyor. Biz de Üsküdar’a geçiyoruz, bir dolmuşa binip evlerimize gidiyoruz.O sıralar (90’lar) Rasathane’de oturuyordum. Hilmi...
Yurdakul (Dağoğlu) Abi bizi Vosvos’uyla Beşiktaş motor istelesine bırakıyor, oradan evine gidiyor. Biz de Üsküdar’a geçiyoruz, bir dolmuşa binip evlerimize gidiyoruz.
O sıralar (90’lar) Rasathane’de oturuyordum. Hilmi (Oflaz) Abi de bizim eve yakın bir yerde kızının evinde kalıyordu.
Rasathane minibüsüne binmiştik. O önde, ben hemen arkasında oturuyordum.
Bir gece, ineceği yere yaklaştığımızda, arkasını dönüp “Sevgiliii” deyişini… Hüzünle bakıp “Ara beni” deyişini unutamam. O an hafızama çakılıdır. Yeşilçam melodramlarında bile yoktur öyle bir kare.
Gecenin geç bir vaktinde Yurdakul Abi, ben ve Mehmet Karaibrahimoğlu birlikte çıkıyoruz. Yurdakul Abi’nin ‘Vosvos’unu park ettiği yere kadar yürüyoruz. Sonra biniyoruz. Mercan’ın aşağılarında bir yerde Vosvos arıza yapıyor. Mehmet’le inip itiyoruz. Bayram Çiçek’in başına gelen bizim başımıza hiç gelmedi. Yani Yurdakul Abi bizi ortada bırakıp, basıp gitmedi. Ancak birkaç kez Yurdakul Abi’ye “Şu arabayı değiştir, doğru dürüst bir şey al, bizi de arabayı itme derdinden kurtar” demişizdir.
Bir defasında, “Değiştireceğim, buldum bir araba, fakat çok para istiyor adam” dedi.
Çok para ve Yurdakul...