MKYK listesinde neyi okursun?

CHP’de parti içi ihtilaflar gürültülü olur. CHP’liler kıyasıya tartışırlar. Birbirlerini yerler. İhtilafa konu olan mesele, taraflardan biri lehine veya aleyhine neticelendikten sonra, genellikle kızarmadan, bozarmadan...

CHP’de parti içi ihtilaflar gürültülü olur. CHP’liler kıyasıya tartışırlar. Birbirlerini yerler.

İhtilafa konu olan mesele, taraflardan biri lehine veya aleyhine neticelendikten sonra, genellikle kızarmadan, bozarmadan birbirleriyle çalışmaya devam ederler.

İki tarafın içinde de bir ukde kalır ama, bu ukde mahallinde, bir kurultayda veya bir parti meclisinde tekrar masaya konulmak üzere bekletilir.

Bütün partilerin tüzükleri Genel Başkan’a parti yönetimini belirleme konusunda öncelikler verir.

Partisinin başında duran Genel Başkan, eğer koltuğunu muhafaza etmek istiyorsa bunu başarır.

CHP lideri Kılıçdaroğlu başardı mesela.

Delege yapısını kendisi belirlediği için, Muharrem İnce, 24 Haziran’da parti tabanında büyük sempati toplamasına rağmen olağanüstü kurultay için gerekli imzaları tamamlayamadı.

Muhtemelen 500’ü geçti, fakat 500’den sonra ilerleyemedi.

Veya imzaları topladıysa bile genel merkez -Muharrem İnce taraftarlarına göre- delegelerin bir kısmının imzasını geri çekmesini sağlayabildi.

Her halükarda, CHP’nin kurultaylarında ne olup bittiği, kimlerin nerelere seçildiği, Genel Başkan listesinin delinip delinmediği, delindiyse ne kadar delindiği, kimin kaç oy aldığı daima önemlidir.

H H H

Dün kongresini yapan AK Parti’de parti içi düzen, CHP’ninkine nispetle tabii ki farklıdır.

AK Partili biri, kendi partisinde böyle tartışmalar olmadığı için bu hareketliliği bir tür başıbozukluk olarak görebilir.

Halbuki, siyasette normal bu gürültüler.

Şimdi, şu bayram arefesinde, şu dolar Trump ve papaz üçgeninin ortasında, AK Parti büyük bir kongre organizasyonu gerçekleştirdi.

AK Parti, Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etrafında tek ses, tek vücuttu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrede yaptığı konuşmada hem partisinin tabanına, hem milletin umumuna hem de dünyaya mesajlarını verdi.

Bu konuşmanın merkezinde doğal olarak, Trump’ın Türk ekonomisine yönelik salvoları vardı.

ABD’nin “Stratejik ortağını stratejik hedef haline getirmeye yönelik” politikalarını eleştirdiği bölüm konuşmasının en can alıcı kısmıydı.

Konuşmasının bir yerinde, siyası hayatında önüne çıkarılan engelleri saydı Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Milletvekilliğinin elinden alınmasını, 28 Şubat döneminde icat edilen siyaset yasağını ve engellerin nasıl aşıldığını hatırlattı.

Bu bölümü Sezai Karakoç’un -bence Türkçenin en güzel şiirlerinden biridir- “Sürgünler Ülkesinden Başkentler Başkentine” şiirinden okuduğu mısralarla bağladı.

Özellikle, şiirdeki “Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır” mısraının altını çizdi.

Dedi ki, “Geçmiş dönemde yaşadıklarımızı şöyle bir gözümün önüne getiriyorum. Kaderin üstündeki kaderin tezahürlerine şahit oldum.”

(Okurken şairinin adını anmadı. Belki konuşma metninde eksiktir, bilmiyorum.)

Okuyuşu her zamanki gibi etkiliydi.

H H H

“Kaderin üstündeki kader”in tezahürlerine bütün millet şahit oldu.

Kapatma davaları, askeri, sivil darbe teşebbüsleri. 17-25 Aralık, 15 Temmuz...

Bütün bunlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Türkiye’nin yakın tarihindeki bütün siyasi liderlerden farklı bir konuma taşıdı.

Farklı. Yani daha etkin, daha güçlü...

Mahrumiyetlerle, mağduriyetlerle başlayıp, zaferlerle yükselen bir siyasi çizgi.

Kongreden sonra AK Parti’nin MKYK’sı açıklandı.

MKYK, parti yönetimi açısından çok önemli bir organ.

50 kişiden oluşan MKYK’nın 29 üyesi değişti.

Bu çok büyük bir değişiklik.

Erbabı, her isim üzerinde ayrı ayrı yorumlar yapabilir.

Listeye giren eski bakanlar niye girdi, giremeyenler niye çıktı?

Ahmet niye yok, Mehmet niye var?

Tartışılır.

Tartışmalar CHP’deki gibi ayyuka çıkmaz.

Hele medyaya hiç yansımaz.

Erdoğan liderliğinin -yukarıda değindiğim- kendine has nitelikleri sebebiyle, MKYK’ya kimin girip kimin girmediği AK Parti seçmeni açısından hayati bir mesele değildir.

Partinin sahibi Erdoğan’dır.

Tabanda yaygındır, ‘Reis var, yeis yok.’

MKYK’ya bakarak, ancak Erdoğan’ın zihnini okumaya çalışabilirsiniz. Bunu herkes az çok yapar. Listenin içindekiler, listenin dışındakiler, meraklılar...

Fakat daha ziyade kendi görmek istediğinizi okursunuz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hz. Ömer devrinde yolsuzluk var mıydı? 21 Ocak 2022 | 282 Okunma Yolsuzluğa karşı sürü bağışıklığı 19 Ocak 2022 | 185 Okunma Karar Gazetesi Yazarı Yusuf Ziya Cömer: ‘’Millet İttifakı’nın vakti daraldı’’ 17 Ocak 2022 | 753 Okunma Bu dünyadaki öteki dünya 16 Ocak 2022 | 73 Okunma ‘Bizimkiler’ her daim doğru değildir' 14 Ocak 2022 | 142 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar