Denizcinin yüreği takasından büyük olacak
Bu sütunda zaman zaman bizim ‘kahve’den bahsetmişimdir.“Follu’nun kahvesi”ni bilirsiniz. O değil. Şu eski ‘Küllük’ devrinden başlayarak Marmara, Erenler, İlesam, Antik Kafe ve en son Çamlıca’daki...
Bu sütunda zaman zaman bizim ‘kahve’den bahsetmişimdir.
“Follu’nun kahvesi”ni bilirsiniz. O değil. Şu eski ‘Küllük’ devrinden başlayarak Marmara, Erenler, İlesam, Antik Kafe ve en son Çamlıca’daki Subaşı Kafe’ye kadar devam eden başlarda sanki birbirinin içinden doğan, sonra bir geleneğin yaşaması için özel gayretlerle devam ettirilen hatta son olarak “Ben de çay parası ödüyorum” adıyla kitaplaştırılan kahve. (Ahmet Uysal, Ötüken Yayınları.)
Kitap çıkalı 2 sene oldu. Ben okuyalı da neredeyse iki yıl. Ama kitabı bu sütunda ilk kez misafir ediyorum.
Kitabı ve ‘kahve’yi uzun uzadıya anlatacak değilim. Bugünkü yazma sebebim yakınlarda (19 Eylül) Rahmet-i Rahman’a giden Yurdakul Dağoğlu’nu yad etmek.
Ama “Ben de çay parası ödüyorum” adlandırmasının ne anlama geldiğini kısaca anlatmak istiyorum.
Kitaptan aktarıyorum: