Hem kendi’mizle hem de Batı’yla yüzleşmeden aslâ!

Önce sarsıcı bir tespitle başlayayım yazıya: Fırtınalı bir denizin ortasında pusulasını yitirmiş, yönünü-yörüngesini bulmaya ve ruhunu kurtarmaya çalışan bir geminin yolcularıyız ve...

Önce sarsıcı bir tespitle başlayayım yazıya: Fırtınalı bir denizin ortasında pusulasını yitirmiş, yönünü-yörüngesini bulmaya ve ruhunu kurtarmaya çalışan bir geminin yolcularıyız ve bu “gemi”nin kaptanı “biz” değiliz.

O yüzden Türkiye hem kendi’yle, kendi ruh kökleriyle, kendi tarihî tecrübesiyle hem de Batı’yla yüzleşmeden bir arpa boyu yol alamaz.

Hiçbir toplum başka toplumları veya medeniyetleri taklit ederek tarih yapamaz; hatta tarihte bile kalamaz.

Kuşakları aşağılık kompleksiyle malul, sığ, ezberci ve hedonist çıkmaz sokaklara sürüklenen, postmodern küresel popüler kültürün ve ayartıcı, hiçleştirici zihin kalıplarının kölesi hâline gelen bir toplumun çocukları, bırakınız dünyaya bir şey verebilmelerini, varlıklarını bile sürdüremezler.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Murat Çeri ve ilk filmi: Bir hazine avcısının Anadolu’nun ve insanının ruhunu keşif yolculuğu 23 Mayıs 2022 | 276 Okunma Öncü kuşaklar, Müslümanca düşünüş ve yaşayışın yol haritası olarak fıkıh 22 Mayıs 2022 | 112 Okunma Türkiye, neden beklenen’dir? 20 Mayıs 2022 | 376 Okunma Öncü kuşaklar ve geleceği kuracak tarih bilinci olmadan aslâ 16 Mayıs 2022 | 131 Okunma Sakarya ve Kocaeli kitap fuarları: Marmara’da kültürün atar ve toplardamarları 15 Mayıs 2022 | 87 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar